Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Suriye’de 30 günlük ateşkes öngören tasarı için anlaşma sağlanamadı.

Rusya tasarının “gerçeklikten kopuk” değil “uygulanabilir” olması gerektiğini söyleyerek metinde değişiklik yapılmasını istedi.

İslam Ordusu ve El Kaide bağlantılı Heyet Tahrir el Şam’ın elinde bulunan Doğu Guta’ya yönelik hava saldırılarının ele alındığı önceki akşamki oturumdan, beklendiği üzere anlaşma çıkmadı. Tasarın dün BMGK oturumunda yeniden ele alınması bekleniyordu.

RUSYA TASARIDA DEĞİŞİKLİK İSTEDİ
BM Güvenlik Konseyi’nde veto hakkı bulunan beş ülkeden biri olan Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia, İsveç ve Kuveyt’i 15 konsey üyesi arasında “bir uzlaşma mevcut olmadığının tamamen bilincinde olmalarına rağmen” bir ateşkes planı üzerinde oylama talep etmekle suçlayarak, Konsey üyesi diğer ülkelerin “Suriye’deki gerçek durumla hiçbir ilgisi olmadığını” söyledi.

Nebenzya ayrıca, Militanların Doğu Guta’da kalan insanları rehin aldıklarını ve halkın kendi kontrollerinde bulunan bölgeleri terk etmesine izin vermediklerini söyledi. Nebenzya, “Rusya’nın Suriye’deki ateşkesi izleme merkezi, yasadışı gruplara silahlarını bırakma ve statülerini yasal zemine oturtma çağrısında bulunmuştu, ancak militanlar dün (21 Şubat) müzakereleri bozdu” ifadelerini kullandı.

CAFERİ: DOĞU GUTA, HALEP OLACAK
Suriye’nin BM Daimi Temsilcisi Beşar Caferi ise konseyde yaptığı konuşmada, Doğu Guta ile 2016 sonunda Suriye ordusunun kontrolü yeniden sağladığı Halep arasında benzerlik olduğuna vurgu yaptı. “Evet, Doğu Guta yeni bir Halep olacak” şeklinde konuşan Caferi, bugün Halep’te binlerce insanın son derece normal bir hayat sürdürdüğünü söyledi.

Suriye resmi haber ajansı SANA’daki haberde, Caferi’nin, “Doğu Guta’da radikal teröristlerin korunmaları için başkent Şam’da 8 milyona yakın Suriyelinin yaşamını tehlikeye sokmanın kabul edilemez bir durum olduğunu vurguladığı” belirtildi. Habere göre Caferi; BMGK oturumunun düzenlendiği sırada başkent Şam’ın “yüzlerce füze ve havan roketiyle saldırıya maruz kaldığı”nı ileri sürdü.

BM’de bazı yetkililerinin Suriye’nin sunduğu belgeler, kanıtlar ve bilgileri dikkate almadıklarını söyleyen Caferi; sadece terör örgütleri ve yandaşlarının hiçbir kanıta dayanmadan bulundukları iddialarının dikkate alındığını ve bunun da BM’nin güvenirliğini sabote ettiğini belirtti. Caferi; okul ve hastanelerin vurulmasını ise buraların terör karargahlarına dönüştüğünü iddia ederek savundu.

Caferi, Doğu Guta’ya gönderilen insani yardım konvoylarının ise terör örgütleri tarafından gasp edildiğini söyledi.

DOĞU GUTA’DA ‘400’Ü AŞKIN SİVİL ÖLDÜ’ İDDİASI
Suriye ordu güçlerinin başkent Şam yakınlarındaki Doğu Guta’daki saldırılarında Pazar gününden bu yana hayatını kaybeden sivillerin sayısının 400’ü geçtiği ileri sürüldü.  Rakam, merkezi Londra’da bulunan ve Suriye’deki cihatçı gruplara yakın Suriye İnsan Hakları Gözlemevi tarafından açıklandı.

“Beyaz Baretliler” isimli ve Suriye hükümetinin el Kaide ile bağlantılığı olduğunu açıkladığı ancak Batılı devletlerin büyük destek verdiği örgütün, Euronews’e bağlanan Firas Derviş isimli bir üyesi ise, “Ruslar tarafından desteklenen ve rejimin mütemadiyen sürdürdüğü bu soykırımın durdurulması için uluslararası toplumun bir şeyler yapmasına yönelik umduğumuzun dışında hiçbir şeyimiz yok. Bu, yeni bir Srebrenitsa’dır” dedi.

HALEY: SURİYE’DE HÜKÜMET GÜÇLERİNİ VURABİLİRİZ
ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Nikki Haley ise, ABD yönetiminin “Suriye hükümet güçlerine karşı askeri güç kullanmayı ihtimal dışı tutmadığı”nı söyledi.

Chicago Üniversitesinde konuşan Haley, kimyasal silah kullanımına ilişkin haberlerin teyit edilmesi durumunda, Washington’un Suriye’deki hedefleri vurabileceğini kaydederek, “Esad, kimyasal silah kullanımına ilişkin kanıt bulursak harekete geçeceğimizi anlıyor” diye konuştu.