temurlenkKazım TEMURLENK

Dünyanın büyük oyuncuları satranç tahtasını ortadoğu ya, mezopotamya’nın kalbi üzerine yerleştirilmiş, piyonları, atları, filleri, kale ve vezirleriyle birbirlerini mat etmenin yollarını arıyorlar. Oyunun kimi piyonları da kendilerini o kadar önemsiyorlar ki son hamlenin, şah’ı mat etmenin kendisi olmadan olamayacağını düşünüyorlar. İran, Irak, Süriye ve Türkiye bu maçın en önemli piyonları.

Türkiye kendisini oyunun merkezine koyarken, bütün vurdum duymazlıkla atını şaha kaldırıp gidebileceğini düşünerek aklın ve düşüncenin insiyatifinden kendini adeta sıyırmış.Elbetteki her piyonun hayali Vezir olmak, olmazsa kale, olmazsa At veya Fil olmak ve nihayetinde Şahın mat edilmesinde görev kapmak. Ama Erdoğan piyon haliyle oyunun içinde Şahı mat etmenin tek seçeneğinin kendisi olduğunu düşünüyor.

Erdoğan kendisini oyuna öyle bir kaptırmışki satranç tahtasıyla yatağa girip çıkıyor, oyunculara çeşitli cilveler yapıyor ama her seferinde kandırılmış halde uyanıyor.
Huylu huyundan vaz geçmez derler ya Erdoğanda kabusdanmı, küçüklük sendromu mu, orta doğu daki satranç tahtasının üzerinden Dünya yı dizayn etmeye kadar işi vardırdı.

Wan minütle başlıyan hezeyanları, Dünya 5 ten büyüktür, ey Amerika, ey Avrupa, Birleşmiş milletler Dünya 5 ten büyüktür, katil Eset, seviyesiz İbadi ve nihayet yedi başlı dev olarak uyanan malkoçoğlu savrulun Osmanlı tokadı yemiyenler, topunuz gelin topunuz, hepinizi ezer geçeriz.

Psikolog degilim, ama uzmanların yaptıkları tahlillerden yola çıkarak şunu söylemekte hiçte ikircikli degilim. Sadist ve mazoist tanımlaması Erdoğan’ın üzerine terziden iyi çıkmış takım elbise gibi. Bunu istiyen alıp Hitler e, Musolini ye ait olup olmadığını araştırabilir, büyük ihtimalle Hitler’in, Musolini’nin terzisi yedek bir takım elbisede Erdoğanı düşünerek yapmış. Ama işin doğrusu bu terzinin mesleğinde ki başarısı taktire şayandır.

Gerektiğinde dini rahatlıkla kullanabilen, bayrak, vatan, millet hassasiyetlerini kendi çıkarı için rahatlıkla istismar eden, daha masumiyetinin farkında bile olmıyan küçük çocuklara üniforma giydirerek gözündeki yaşa aldırmadan şehit olursa cebindeki bayrağı üzerine örteriz diyen bir tirandan bahsediyorum. Ölürsek şehit geri dönersek gazi yiz diyen ırkçı, şöven kan seviciden bahs ediyorum.

Hergün savaş hezeyanı ile yatıp kalkan malkoçoğlu, etrafına futursuzca saldırıyor. Barıştan bahs eden, savaşın ölüm getirdiğini söyliyen herkesi tutukluyor, muhalifleri ırkçı, şöven söylemlerle etkisiz hale getiriyor. Savaş ta hergün ne kadar insan öldürdüklerini, ne kadar toprak işgal ettiğini, kaç tane köyü boşalttıklarını şova dönüştürdüğü mitinglerde, çılgın, kendinden geçmiş, meditasyondan çıkmış gibi zevkle anlatıyor.

Elbetteki bütün bu şovların altında yatan projeleri, stratejileri, politikaları var. Hergün alanlarda kendinden geçerek dile getirdiklerinden bazı cümleleri bile malkoçoğlunun emellerini ortaya koyuyor.

Bakın neler yumurtluyor.

” Yaklaşık bir asırdır kendi içimize kapanmış olmamızın 1000 yıllık sorumluluğumuzu ortadan kaldırmadığını son 15 yıldır defaaten gördük, bizzat yaşadık. Kimse bizi gönül coğrafyamızdan yükselen seslere sessiz kalmamızı beklemesin”.
“Bunlar bize hangi tuzakları kurarsalar kursunlar,2023 hedefimize ulaşmamıza mani olamıyacaklar. Hiç bir senaryo bizi 2053-2071 vizyonundan vazgeçiremez, çünkü biz türkiyeyiz, çünkü biz türk milletiyiz bu böyle biline”
“Şimdi HDP nin ve KCK nin bazı terörist temsilcileri halkı meydanlara çağırıyorlar, bakın burdan söylüyorum, sakın ha bu çağrıya uyupta sokağa çıkanlar olursa bedelini çok ağır öderler. bunuda böyle söyliyorum, bu bir milli mücadeledir, önümüze kim çıkarsa ezer geçeriz”.

Osmanlı hayalleri ile yatıp kalkan bu savaş şovmeni, imparatorlukta kaybettiği 5 milyon kilometre kareyi düşlüyor. Hitler’in eksik bıraktığını tamamlamak istiyormu diye düşünmüyorda degilim. Bir narsist için önemli olan alkış toplamaktır. Türkiyede millet, bayrak, devlet dedinmi alkışlar zaten kopuyor, o arada sen ne söylesende boşuna. Zaten gerisinede teferuat olarak bakıyorlar.