Gaffur YAZAR
“Savaşı zenginler çıkarır, yoksullar ölür.”  Jean Paul Sartre
Bütün katiller ve katliamcılar önce ortalığı toza dumana boğarlar. Yani sularını satmalari için önce yangın çıkarıyorlar.
Siyasette “yalan” çok tehlikeli bir iştir denilirdi ya hep…Ama görüyoruz ki bedeli hiç de ağır olmuyor. Aksine Erdoğan kendi tabanına habire hayal satıyor…Doğrusu siyasettin kendiside biraz hayal satıcılığıdır. Satan da, alan da memnun görünüyor.
Erdoğan, akla hayale gelmeyen bir şekilde siyasetini “yalan” üzerine inşa etti, etmekle kalmadı, önce kendisini, sonra etrafındakileri inandırmaya başardı…
Yapamayacağı tüm işleri yapacakmış gibi bangır bangır, bağıra çağıra anlatıp ortalığı birbirine katıyor. Kürdleri ‘kurtarmak’ için Kürdleri katlediyor…Barışın sembolü olan zeytini vahşetin sembolü haline getiriyor…
Konu özellikle Kürdler olunca, Türk halkının büyük kesimi o “Kasımpaşa türü babalanmaları” gerçek sandığı sürece bundan hoşlanıp destekler. Onların “yalan” olduğunu anladıklarında da çok öfkeleneceklerini sanmıyorum. Ne olacak canım Kürdleri vurup öldürüyor diyerek, başlarını diğer tarafa çevireceklerine artık eminim.
Erdoğan, Türkiye’ye demokrasi getirecekmiş gibi yalanlar söylediğinde de çoğu kesimi buna inandırma becerisi göstermişti…
Esed’in iki haftada gideceğini ve kendileri gibi dini bütünlerin iktidara geleceğini söyleyerek, Osmancılık ruhu ile bazı kesimleri şahlandırmıştı…
Erdoğan IŞİD’le “savaşacakmış” gibi davranarak, biz Kürdleri vurarak intikamını almakta; IŞİD’le savaşacağız yalanını gözlerinin içine soka soka  uluslararası alanda sessizliği sağlamış durumda olan biri. Ey naralarıyla  ekzotik bir lider profili çizse de, Vatan Millet aşkıyla milleti, dolar sevdasıyla kendisini şahlandırmış biri. Hakkını teslim etmek lazım. Kürdler her yerde vurulurken, Efrinde katliamlar dünyanın gözü önünde her gün tekrarlanırken, dünya sessizliğini bozmak istemiyor. Bu sessizliğe ne kılıf bulursanız bulun durum ortada…Biz konuyu dağıtmadan Efrine yolladığı askerlerden birinin Bılbıle köyü yakınlarında vurulması sonrası, YPG gerillaları askerin üzerinde buldukları kağıtlardan birinde, asker tarafından eşine yazılmış bir Şiire rastlar…Erdoğan’ın yarattığı yalan rüzgarı içinde, askerlerin nasıl bir psikolojik ruhla çaresizce savaş cephesine sürüldüğünü bu asker üzerinde çıkan kağıttaki Şiir tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor.

Askerin ismi Kamil Aydemir. Türk Silahlı Kuvvetleri (T.S.K)’da Asker. Asker Kamil Aydemir adaşı Artvin’in Şavşat dogumlu şair Kamil Aydemir’den mi etkilendi de bu şiiri yazdı veya onun şiiri üzerinde mi oynamalar yaptı onu bilemiyoruz. Bildigimiz Efrin’in Bılbıle köyü yakınlarında girdiği çatışmada hayatını kaybeden  Kamil Aydemir’in üzerinde bu şiirin çıkmış olması. Hayatını yitireceğini bilircesine eşine yazdığı vasiyet gibi bu Şiiri önyargısız bir şekilde okuyun …
“Ölüm ayazı düştüğü evde
herkes biraz ölür
sevdiğim biliyorum çok zor senden istediğim
sen benim yerime de sev
mutluluğumuzun iki meyvesini
çocuklarımıza baharı yeniden yaşat ne olur
sevdiğim askerlikte öğrendim ki
insanı yok ediyor savaşmak
sevgiyle barışla mümkün düşmanlıkları aşmak
bir kurşun bile yetiyor
insanı öldürmek için
çoğu savaşlar bir avuç azınlığın mutluluğu için
oğluma kızıma iyi bak
oyuncak da olsa sakın ellerine silah verme
ben hatamın bedelini ödedim canımla
çocuklarımızı kinle nefretle besleme
sevgiyi öğret
yaşatmayı
onlar yaşasınlar ki
güzel günler görsünler
umut ile toprağı okut
okut ki cahilliğin
karanlığın başınıza açtığı belâları
acıları görsünler
okut ki
bizim gibi
her yalana
çalana alkış tutmasınlar
düşünsünler
doğruyu öğrenerek bulsunlar
sevgiden barıştan yana bir dünya kursunlar
okut ki insan olsunlar
şahadet şerbetti değil
çocukların gülüşlerinin avucunda
yağmur damlası
şafaklarda kuş sesleri içsinler
vatan milet yalanı
dolduracak mı şimdi
çocuklarımın boş kalan elini
şehitlik verecek mi çocuklarıma babalarını
biz savaşta
kanımızla canımızla
besliyormuşuz çalanı
kurtarmak için insanı
yok etmek gerek çıbanı
her şey sandım askerliği
ben iyi bir baba olamadım maalesef
bağışla beni sevdiğim
artık annesi de sensin çocuklarımızın babası da
sen çocuklarımıza
ne mutlu insanım demeyi öğret
insan olmaktır marifet”
Kâmil Aydemir