503EFAD9-7F6B-4C13-8A39-4AD44861F23B

Hasan H YILDIRIM & Hüssein ERKAN

Biz Kürdler ayrıntılara çok takılıyoruz. Siyaseti ayrıntılar üzerine inşa ediyoruz. Büyük resme bakmıyoruz. Büyük resim üzerinde siyaset oluşturmuyoruz. Bu nedenlede ya yenilgi telalığı, ya da gücümüzü aşan abartılı bir resim çiziyoruz.

Şunu görmek gerekir. Ülkemizin merkezde olduğu Orta Doğu’da bizi aşan bir paylaşım savaşı var. İki kutup var. Birinin başını ABD’nin çektiği Batı Blok’u, diğerinin Rusya’nın başını çektiği Doğu Blok’u. Bu iki blok arasında bir paylaşım savaşı sürmektedir. Şu ana kadar bu blokların başını çekenler askeri olarak karşı karşıya gelmediler ama onlar adına veraset savaşı veren bölgesel güçler arasında kıran kırana süren bir savaş vardır.

ABD’nin “21.Yüzyıl projem” dediği GOP (Genişletilmiş Orta Doğu Projesi)ni uyguluyor. Ortaya çıkan verilere göre 22 devletin yıkılacağı, parçalanacağı, yeni devletlerin kurulacağı ve yeni sınırların dikileceğidir. ABD, bu politikasıyla mevcut statükoya savaş açmış durumdadırlar. Afganistan, Irak, Fas, Libya, Mısır derken savaş bugün tüm hızıyla Suriye’de sürmektedir.

ABD eski statükoya savaş açarken Rusya’nın payına düşen eski statükoda çıkarı olan güçler düşmüş durumdadır. Bizi ilgilendiren işin boyutu Kürdistan’ı sömürgecileştiren, Kürd Millet egemenliği gasp eden devletlerin –Irak, Suriye, Türkiye, İran- ABD’nin hedefi oldukları, Rusya’nın müttefiği olmalarıdır.

Burada Kürdlerin doğal olarak ABD’nin başını çektiği blok ile çıkarlarının çakıştığıdır. Realite budur. Kötüde değildir.

ABD dünya gücüdür. Bunu 21.Yüzyılda korumak ve 22.Yüzyılında da sürdürmek istemektedir. Bunun içinde müttefiklere ihtiyaç duymaktadır. Coğrafyamızda da buna çıkarları gereği en uygun güçte Kürdler olmaktadır. Bu müttefiklikte Kürdler büyük mevziler kazandılar. Daha da kazanacak çok şeyleri vardır. Tabii ki Kürdler milli çıkarlarına uygun bir politika oluştururlarsa.

Kürdistan’ın Güneyi bunu beceremedi. Milli çıkardan öte birey, aile, aşiret, parti ve hakim oldukları alan çıkarlarını esas aldılar. Devletleşmeye, devleti devlet yapan kurumlaşmaya gitmediler. Aile ve parti hanedanlıkları oluşturdular. Milli birlik yerine ülke dahil halkı böldüler. Çift başlı soygun sistemlerini kurdular. Kürd Millet servetini hortumladılar. Bunu sömürgecilerimizle birlikte yaptılar ve hatta kendilerini iktidara taşıyan ABD’yi dıştalayarak Türkiye, İran ve Rusya ile iş tuttular. Kürdistan’ı onların arka bahçesi haline getirdiler. Onlarla petrol ve gaz anlaşmaları yaptılar. Bunun üzerine ABD tarafından üzerleri çizildi. Kürd bağımsızlık yürüyüşü büyük bir darbe aldı. Hatta peşmerge denetimindeki toprakların %40-50’ni tek bir silah kullanmadan düşmana teslim edildi.

Kürdistan bağımsızlık yürüyüşü Güneyde yara alınca yürüyüş Güneybatı’ya kaydı. Şu an Kürd bağımsızlık yürüyüşünün öncülüğünü Güneybatı yapmaktadır. Önemli mevzilere ulaştığını da görüyoruz.

Bu mevziler PYD/YPG öncülüğünde kazanıldı. YPG, organizeli ve disiplinli bir güçtür. İnandığı dava uğruna ölümüne savaşıyor. Dünyanın başbelası olmuş, insanlık düşmanı İŞID gibi bir terör örgütünü darmadağın etti. Dünyanın kahramanı oldu ve sempatisini kazandı. Kürdistan’ın Güneybatı’sında Fırat’ın doğusu ve Efrin’de “de fakto” devlet iktidarını kurdu. Alınan bu mevziden geriye bir adım atılmayacağı deklere edilmiştir.

Burada şunu görmek gerekir. Kazanılan mevziler sadece PYD/YPG’nin çabasıyla sınırlı değildir. ABD desteği olmasaydı bu mevziler kolay kazanılamazdı. Kazanılsaydı bile korunamazdı. Bunu görmek ve kıymetini bilmek gerekir. Yoksa kazanımlar bir günde elde çıkar. Tıpkı Güney’de yaşanan akibete uğranılır.

“Çok yönlü politika sürdürürüm, ABD’yide, Rusya’yıda idare ederim, olmadıysa başımın çaresine bakarım,” diyen anlayış kaybeder. Onunla birlikte Kürd Milleti’de kaybeder.

Rusya’nın başını çektiği Doğu Blok’unda Kürd Milleti’nin çıkarı yoktur. Çıkarımız ABD’nin başını çektiği Batı Blok’undadır. Kürdler politikalarını buna uygun inşa etmelidirler. Kürdlere kazandıracak ve bağımsızlığa taşıyacak politika budur. Başta barbar Türkler olmak üzere tüm sömürgecilerimizin korktuğu da budur.

Barbar TC Devleti bunu beka sorunu olarak görmektedir. Sınırlarının güneyinde bir Kürd oluşumunu kendileri için büyük bir tehlike olarak görmektedir. Bunu engelemek için tüm uluslararası hukuku ayaklar altına alarak, hiç kimseyi dinlemeyerek Kürdistan’ın Güneybatısı’na karşı 45 günden beri barbar bir işgal hareketi başlatmıştır.

Bu barbar işgalla karşı YPG yiğitçe, kahramanca savaşmaktadır. Dünyanın dördüncü, NATO’nun ikinci büyük Türk ordusuna karşı cephe savaşı vermektedir. “Üç saate Efrin’i alacağız,” diyen TC Devleti ama 45 gündür süren insan ve askeri malzeme konusunda orantısız bir durum olmasına karşın YPG, barbar Türk ordusunu madara etmiştir. Orantısız duruma karşın YPG olağan dışı bir kahramanlık, fedakarlık sergilemiştir. Yapılması gerkenin ötesinde bir direnç göstermiştir. Yiğitçe, kahramanca Kürdistan’ı savunmaktadır. Son kurşununa kadarda savunma kararlılığını tüm dünyaya deklere etmiştir.

Türk ordusu kural tanımıyor. Elindeki hava üstünlüğünü barbarca kullanıyor. Kürdistan coğrafyası ve üstünde yaşayan canlısıyla katlediliyor. Dünya seyirci ve üç maymunu oynuyor. Kürd Millet çığlığını işitmiyor. Türk barbarlarını durdurmuyor. “Etmeyin, eylemeyin” demenin ötesinde bir yaptırıma gidilmiyor. Bazı güçler bundan rahatsız olsa da caydırıcı olmayı devreye koymuyor. Çıkarları bunu gerektiriyor.

Bunu bir yerde anlayabiliriz. Fakat şunu anlamaktan zorlanıyoruz. Kürdlerin karadan savaşma problemleri yoktur. Zorlukları hava operasyonlarına karşı kendilerini savunacak hava savunma sisteminin yokluğudur. Tüm ısrarlara rağmen “müttefik” bildiklerimiz bile bunun gereğini yapmıyorlar. Yarın Efrin düşerse sorumluluk onların boyunlarında kalacaktır. Müttefiklik yara alacaktır. Güvensizlik baş gösterecektir. Müttefiklerimiz bunu görmelidir. Yarın değil, yapılması gereken bugün yapılmalıdır.

Efrin düşmeyecektir. Kürd Millet kahramanları YPG savaşçıları buna müsaade etmeyecektir. Teslim olmayacaklardır. Son mermilerine kadar direneceklerdir. Velev ki Efrin düştü. Fakat Efrin direnişçiliğiyle, kahramanlığıyla Kürdlerin yüzakı, TC Devleti’nin barbarlığı ve vahşeti, 21.Yüzyıl insanlığın vurdumduymazlığı ve utancı olarak tarihe geçecektir.

4 Mart 2018