yavuz ozcan24 Haziran seçimleri start alırken yeni planlar-hesaplar,itifaklar yapılırken; iktidar cephesinde yani AKP içinde ise çok başka bir tartışma var. Bu tartışmayı kısaca “Küskünler, dışlananlar ve çıkarı uğruna olanlara katlananlar” şeklinde özetlemek mümkün. “AKP’nin bugüne kadar girdiği tüm seçimlerin en sancılısı ve zorlanacağı bu seçim olcaktır” diyor görüştüğüm küskünlerden biri. İnsanoğlu’nun içinde yatan canavar bir kere uyanmayıversin. Bir daha dizginlemek mümkün olmayabiliyor. Bu canavarı en kolay uyandıran şeylerden biri ise güçtür. Yakın Türkiye tarihi, güç zehirlenmesi yaşayarak insanları küstüren, dışlayan, toplumu ötekileştiren, Kürdlere ölum ve kan reva gören liderlerle doludur. Hemen hepsinin hikayesinde de bol bol ortak noktalar vardır. Yavaş yavaş yükselme, kontrolü ele alınca ilk iş muhaliflerinin ve peşi sıra yol arkadaşlarına yönelme olarak da özetleyebiliriz.

Görüştüğüm iki kişi de AKP yönetimine oldukça yakın kişiler ve hala ….Daha önce de bir kaç kez görüşmüşüp muhabet etmiştim. Ama hep Partilerini savunacak, seçimlerde zaferle çıkacakları konusunda umtlu konuşurlardı. İlk kez kazanmaktan ve iyi şeyler yapacaklarına dair çok umutsuz konuştular. Haklısınız, öyledir sözcüklerini sıkça kullandılar bu kez…

Kürd sorunu, Kürdlerle artık birlikte yaşama fikrinden başka bir noktaya geçmiş durumda, birlikte yaşama düşüncesi, büyük oranda ortadan kalkmıştır ve Efrin’den sonra hâkim olan fikir, ‘biz birlikte yaşamayız’ noktasında ikisi de hem fikir. HDP’liler ile bazı liberal-solcu yazarların ‘Savaş dursun, masaya dönülsün’ dilekleri naif olmasına rağmen; altı boş ve gerçeklikten kopuktur mevcut koşullarda diyerek, buyrun siz sorun, biz anlatalım uygun bulduklarımızı cevaplıyalım.

-Peki, ilk kez sizi bu kadar umutsuz konuşurken dinliyorum.Bunu seçimle açıklamak çok isabetli olmayacak sanırım. Yine de ben sormak istiyorum. Bu umutsuzluk niye…

Elbette, yalnızca seçimle ilgili bir durm değil ama AKP tarihinin en zor seçimi olacağını belirtmekte bir sakınca görmüyoruz. AKP içinde de durum bu. AKP içinde bunun en önemli nedenlerinden biri olarak yapılan yanlış uygulamalar ve bunların süreklilik durumuna gelmiş olmasıdır. Ama çoğu partili Sayın Devlet Bahçeli’nin derin devlet çarklarından olduğu kanısındadır. Sayın Bahçeli’nin, Sayın Erdoğan’la aynı paralele gelmesi dikkat çekici oldu çoğumuz için. Bunun, Derin devlet kaynaklı bir proje olduğu görüşü ağırlıkta Parti içinde.

16 yıllık yönetiminizde hala derin devletten bahsetmeniz biraz garip değil mi ?

Bu öyle16 yılda, 25 yılda temizlenecek, kurutulacak bir durum değil. Kuşkularımız ve münakaşalarımız Sayın Bahçeli’nin ani ve keskin bir virajla ve de partisini karşısına alarak böylesi bir birlikteliğe girmesi akıllara bir çok kuşku getirmekte.

Yani Bahçeli devin devlet projesi olarak Erdoğan’a kaybettirip saf dışı birakmak için geldiğini mi söylüyorsunuz ? Başka elde olan bir belge,bilgi…

Parti içinde konuşulan bu ve çoğu kişi hem fikir bu konuda.Tabi bunun dayanağı sayın Arınç’a suikast davası sırasında kozmik odada yapılan aramalarda sayın Bahçeli hakkında elde edilen bilgiler…

Peki seçimde AKP ne bekliyor ‘yine silip süpürürüm’ demeçlerini duyacakmıyız veya hakim olan hava nasıl ?

Elbette bu demeçleri vermek her partinin önceligidir. Bu bir yarış. Siz hiç daha maça başlamamış bir takımın ben kaybedeceğim dediğini duydunuz mu ? Ancak 16 yıllık süreçte yapılacak en çekişmeli seçim olacaktır. Sayın Erdoğan Cumhurbaskanlığını alacağı konusunda  teradütleri olmasa da Mecliste çoğunluğu kaybetmekten çekinmekte. Muhalefetin sağı da solu da sonuna kadar seçime asılacağını biliyoruz. İlk kez, ülkede karşı bir itifak konsepti oluştu diyebilecek durumdayız.

Peki, bunun asıl nedenleri nasıl değerlendiriliyor, siz nasıl yorumluyorsunuz ?

Açıkçası AKP 16 yıllık iktidarı döneminde tamir edilmesi zor hatalar yaptı. Güç bir kişide toplandı. Çok önemli şahsiyetler tasfiye edildi. Devlet kurumlarında iç güvenlik nedenleri ileri sürülerek yıpratma ve işlevsiz hale getirme durumları oldukça yaygın. O eski görüş almalar yerine dar bir çevre ile sınırlı bilgi almalar Sayın Erdoğan’ı adeta duymaz, görmez konuma getirdi. Kavgacı bir dil benimsedi. İntikam devlet anlayışının ve hoşgörünün önüne geçti.

Selahattin Demirtas’ın içeri atılması da bunun yansıması mı ?

Demirtaş’ın görüşlerini ister kabul edelim, ister karşı olalım fark etmez. Türkiye siyasal tarihinin yakın dönemine baktığımızda Demirtas gibi hatip birini bulmak zor. Demirtaş’ın içeri atılması hem siyasette hem de Kürdlerin öfke ve kırılma nedenlerinden biridir diyebiliriz. Bu da bir öfke ve adeta terbiye etme görüntüsü verdi kamuoyuna.

 Peki Demirtaş’ın bırakılması düşünülüyor mu? AKP içinde böyle bir egilim var mı ?

Parti içinde, bir kaç kişi dışında, bunu onaylayanın olduğunu samiyetimle söyliyeyim yoktur .Ancak Sayın Cumhurbaşkanı’nın danışmalarından 9’u Demirtaş’ın bırakılması gerektiğini aktarmışlar. Sayın Cumhurbaşkanı sebep diye sormuş. Danışmanlar bu durumun bir mağduriyet yarattığını ve bunun sandıklarda oy olarak Demirtaş’a döneceğini ve aynı durumu kendisinin de yaşadığını belirtmişler. Sayın Erdogan HDP’nin de bir adım atması gerektiğini söylemiş. Bu kulislerde çokça konuşulan bir konu.

Peki sizce bırakılması mümkün olabilir mi?

Hiç bir şey olanaksız değil. Bakarsınız bir gece ansızım bırakılıverilir. HDP ile özellikle ikinci turda bir temas düşünülüyor. Akşener’le Sayın Bahçeli yanaşmaz, CHP de Sayın Erdoğan dışında kim kalırsa oyunu ona verecek. Yani Matematiksel de baksaniz fiili durum olarak da baksanız, durum oldukça belirsiz.

Peki Erdogan’ın hesabı ne, HDP’den ne bekliyor?

Demirtaş’ın bırakılması halinde CHP’nin önü kesilmiş olacak. İkinci tura Akşener kalırsa Kürdler Akşener’e oy vermeyecek, böylece AKP bu kesimden belli oy alabileceğini hesaplıyor. Almaması durumunda bile Akşener’e oy vermeyen Kürdler, AKP’ye de vermeseler yine Sayın Erdoğan kazanmış olacak. HDP’nin daha önceki seçimde ‘Seni başkan yaptırmayız’ sloganı hem kendisine hem temsil ettigi kesimlere karşı yaptığı büyük yanlıştı bizce. O slogan bu olayların olmasına sebebiyet verdi. Eğer öyle demeseydi ne olacaktı sorusu haliyle akla geliyor. Farklı şeyler olabilirdi, en azından bu kadar yıkım ve ölümler olmazdı duygusu hakim AKP’de. HDP’den ikinci tur için de Sayın Bahçeli’den dolayı haliyle bir şey beklendiğini söylersek çok şık olmaz.

Siz buna inanıyormusunuz peki?

Bu soruyu o dönem sormuş olsaydınız teradütsüz evet derdim. Ama bugün farklı düşünüyorum.

Peki seçimlerin adil geçeceği konusunda…

16 yıl iktidarda olan bir parti elbette bütün olanakları kullanacaktır. Özellikle bu seçimin bıçak sırtında olduğu düşünüldüğünde farklı şeyler gelişebilinir. Çok şefaf geçeceğini, adil olacağını, dengeler ve güç’ü buna pek müsaade edeceğini sanmıyoruz.

Ben başka bir konuyu sormak istiyorum. Efrin saldırıları sırasında devletin Rus Büyük Elçiliğiyle A. Öcalan’la görüştüğünü ve ikna etmek istediğini PKK yetkilileri açıkladı. Neden Öcalan’a gidildi, ne istendi?

DEVAM EDECEK…