9D70F3E9-06DE-45E0-9253-A882972E80C4

Kadir DAĞHAN

Çok sık duyar, görürüz. Liderler toplantısı, liderler zirvesi, filan yerin lideri, falancaların önderi. Filan lider şunu dedi falan önder bunu dedi. Birisi bizi batırdı, diğeri kurtardı. Denilebilir ki lidersiz, öndersiz, lidersiz bir toplum veya inanç yoktur.

Liderlere neden ihtiyaç duyulur, insanlar neden lidersiz yaşamayı bilemezler konusuna girmeyeceğim.

Ama bu liderlik veya önderlik meselesi hep kafamı kurcalayan bir durumdur.
Her şeyden önce liderlik nedir, lider kimdir veya kime denir?

Liderlik doğuştan gelen bir yetenek midir yoksa koşullar liderleri mi yaratır?

Belki de liderlik olgusu yaşamın gereğidir de.

Örneğin anne veya baba bir ailenin doğal, hatta olmazsa olmaz liderleridir. Zira diğer bireylere göre daha tecrübeli ve daha fazla sorumluluk üstlenmişlerdir. Çocuklarını doyurmak, giydirmek, korumak ve büyütmekle yükümlüdürler. İyi bir anne-baba iyi bir liderlik, acımasız, sapık ve kötü ebeveynlerde kötü liderlik için küçük birer örnektir mesela.

Ancak ebeveynlerin bu doğal liderliği ilelebet değildir ve ilerleyen süreçlerde ailenin diğer bireyleri sorumluluğu üstlenirler. Ama toplumlarda, devletler de böyle olmuyor ne yazık ki.

Söz gelimi babadan oğula devreden saltanat ve benzeri sistemlerde padişahlar, krallar, hanlar, hakanlar bilgilerine, yeteneklerine bakılmaksızın toplumun tartışılmasız kabul edilmiş liderleridir. Dokunulmazdırlar. Astıkları astık, kestikleri kestiktir.

Bir de zalim muktedirlere, haksızlıklara, baskılara karşı çıkarak toplumların sevgi ve saygısını kazanan toplumsal önderler vardır. Spartaküs gibi mesela.

Bu durumda lider veya önder dediğimizde babadan oğula geçenler mi yoksa yaşamın dayattığı koşullar içinde toplumu yönlendirenler mi liderdir?

Bana göre ise hangi nedenle olursa olsun, akıl, vicdan, adil ve özgürlüklerden yana düşüncelerle toplumlara önder olan kişiler liderdir. Bu sınıfa giren önderler toplumu, toplumda onları sever.

Hangi alanda olursa olsun fark etmez. Doğal, samimi ve özgüven sahibidirler. Taşıdıkları etiket, rütbe ve sorumlulukları dışında birbirlerinden ayrıcalıkları yoktur.

Baskılar uygulayarak, akıl ve bilimdışı yöntemlerle, hurafelerle toplumları sindirenler konumlarına bakılmaksızın liderlik veya önderlikle alakaları yoktur. Tirandırlar, diktatördürler, yalancı ve özünde korkak birer figürden başka bir şey değildirler.

Bu yüzdende sürekli olarak korkuyla ve korkutarak yaşar, zulüm ve hukuksuzlukta sınır tanımazlar. Bencil ve asla tatmin edemedikleri egolarından başka bir şey bilmezler.

Bir tek kendileri vardır. Toplum onlar için önemsiz bir detaydır. Sevmezler, sevilmezler. Yüreksizdirler. Etraflarında kan ve gözyaşı hiç eksik olmaz. Güncel yaşamda veya tarih boyunca kimlerin lider, kimlerin lider olmadığına dair sayısız örnek vardır.

Rivayet edilir ki Pers kralı CYRUS ( M.Ö 558-528 )  maiyetindekilerden, ordusunda ki askerlerine kadar mesaide bulunduğu tüm bireylerin adlarına kadar bilir ve tanırmış.

Kimin hangi konuda ne kadar bilgi ve birikime sahip, kimin ne kadar yetenekli olduğunu her zaman aklında tutar ve yaptığı tüm görevlendirme de bu durumu esas alırmış.

Hep ileriye bakar ve tüm atamalarında liyakatten vazgeçmezmiş. Liyakat temelinde yapılan görevlendirmeler sonucu da başarı gelirmiş doğal olarak. Perslerin en parlak ve sonrasına sağlam bir kültürel miras bırakan dönem işte bu Cyrus dönemidir. Buna şaşırmamak gerekir.

Kaynaklara göre Keyhüsrev, Kurus, veya Kiros olarak da anılan Cyrus bilinen ilk İnsan Hakları beyannamesini da hazırlamış olup saygı, sevgi, eşitlik, adalet temelindeki liderlik için önemli bir örnektir. Cyrus’un her yönüyle tam tersi bir liderlik örneği için söz gelimi Roma İmparatoru Caligula vardır mesela.
Baskı, zulüm, sapıklık, vahşet. Kötülüğe dair ne varsa Caligula ve döneminde hepsi vardır.

Kısacası abartılı ve kodlanmış övgüler yağdırılarak, devasa heykeller dikilerek, dayatma ve yalan efsaneler uydurularak liderlik oluşturulamaz. Oluşturulursa da bunun adı liderlik veya önderlik olmaz. Günümüze kadar olmadığını, olamadığını ve olamayacağını hep birlikte gördük, görüyoruz.

Liderlik veya önderlik için başta yürekli, dürüst, namuslu, adil ve halkçı olmak şartı vardır. Daha da önemlisi insanını sevmek ve insanı tarafından sevilmesi gerekir.

İster bireysel, ister toplumsal, Lider veya önder halkıyla arasına mesafe koymaz, duvarlar örmez, halkıyla içeride veya dışarıda, nerede olursa olsun yan yana, yüz yüze, gönül gönüle olur. İnsandan, doğadan, emekten ve barıştan yana olan tüm lider ve önderlere tek değil tüm dillerden SELAM OLSUN.