9D70F3E9-06DE-45E0-9253-A882972E80C4

Kadir DAĞHAN

Gerçekten de bu kez umutsuzluklarım aynı yerde duruyor olsa da umutluyum. Zira her şeye rağmen toplumda bir dalgalanma, bir heyecan ve az da olsa sorgulayan seslerin yükselmeye başladığını görebiliyorum.

Diğer yandan anlayamadığım ve asla da anlayamayacağım durumlar halen var. Toplumu yönetmeye talip olanlar daha doğrusu bildim bileli yönetenler sanki uzayda yaşıyoruz gibi sorunları ortaya koyacaklarına, çözümler üreteceklerine sınırsız vaatlerde bulunuyor ve bu konuda birbirleriyle yarışıyorlar.

Birisi bin vereceğim der demez, diğeri ben bin beş yüz vereceğim diyor. Bu günlere nasıl geldik, nasıl getirildik diye söz konusu eden yok. Edenlerinde ya sesleri çıkmıyor ya da baskı, tehdit ve engellerle sesleri boğuluyor. Yıllar yılı ve halen dilleri, kimlikleri, isimleri inkâr edenleri belki bir özür ya da yeni bir şey söylerler umuduyla dinliyorum. Ne yazık ki birkaç cümle dışında yeni olan hiç bir şey yok.

Hani derler ya aynı tas aynı hamam. Gözlerimizin içine baka baka yalanlarını sürdürüyorlar.

Yine sınırsız hamaset, yine içi boş kahramanlıklar, yine ezberci, inkârcı ve kendi
gibi olmayanlara alışagelmiş sürekli hakaretler…

Ve konuşanlar ne derse desin kabul eden, alkışlayan, onaylayan şartlanmış kalabalıklar.
Bu durum, hep var olan umutsuzluk ve güvensizliğimi perçinliyor.

Neden umutsuz ve güvensizim?

Durduk yerde değil herhalde. Dünler de yaşadığımız ve günümüze kadar devam eden yargılı- yargısız infazlar, faili belli olan faili meçhuller, cinayetler, işkenceler, hukuksuzluklar var iken ve de bizi yönetmeye talip olanlar bu konuda en küçük bir laf etmezken nasıl güveneyim, nasıl umutlu olayım?

Ve birbirinin isim veya nüans farkı dışında aynı olanlar birbirlerini suçlayıp durmaktan geri kalmıyorlar yine de.

En yetkili ağızlar itirafta bulunurken başka yetkili ağızlar başka itiraflarla yanıt veriyor.
Bana göre doğru da söylüyorlar birbirleri hakkında . Ne var ki bunun topluma ve yarınlara bir yararı yok. Yaptık ama sor niye yaptık modundalar.

Bizimle mi yoksa birbirleriyle mi dalga geçiyorlar anlayamıyorum. Yapılanlar yanlarına kar kalıyorsa ve de en küçük bir özür, pişmanlık bile söz konusu değilse neye yarar söylemleri?

Ne derlerse desinler alkışlamaktan başka bir sermayesi olmayan güruhlar ise zaten gelinen noktada sefaletin ve çürümüşlüğün kendisinden başka bir şey değil.

Diğer yandan ister içeride olsunlar ister dışarıda. Tüm saldırı ve tehditlere inat, dün olduğu gibi bugün de kardeşlik, barış, özgürlük, eşitlik diyen kararlı kesimleri görünce de umutlarım yükseldikçe yükseliyor. İşte bu yüzden ama ile başlasam da umutluyum.

Varsın az olsun. Ancak umutluyum. Umutlarımın çoğalmasını diliyorum. Zira safımı, her zaman olduğu gibi ama bu kez umudu da katarak belirledim. Safım acıların süzgecinden süzülmüş geleceğe umutla bakanların yanı.

Dün olduğu gibi bu günde gerçekçi, özgürlükçü, eşitlikçi ve gücünü halktan alanlarla birlikteyim.

Tekçi değil çoğulcu, inkârcı değil özgürlükçü olanların safındayım. Küfür, tehdit ve hakaret eden değil saygı duyanlarla kol kolayım.

Dedim ya bu kez çok olmasa da UMUTLUYUM. Geçmişin vahşetlerinde yaşamak arzusunda olanlara inat, geleceğe yürüyenlerle birlikteyim.

Tüm karanlık ve baskı barajlarını yıkacak, sevgi ve umut dolu yüreklere tek değil tüm dillerden SELAM OLSUN.