9D70F3E9-06DE-45E0-9253-A882972E80C4

Kadir DAĞHAN

Nedense tüm muktedirler, tiranlar, egemenler yaptıkları tüm katliamları, vahşetleri, uyguladıkları yasakları hep ülkenin ve milletin huzuru için yaptıklarını söylerler. Oysa ne millet, ne ülke, ne halk umurlarında değildir.

Huzurdan anladıkları ve kastettikleri kendi dokunulmazlıkları, kendi rahatlıklarıdır. Kendilerini rahatsız eden veya rahatlarını kaçıracak bir şeyden şüphelendikleri anda akıl almaz yöntemleri devreye sokmaktan çekinmezler. Taş üstünde taş, baş üstünde baş bırakmamak temel şiarlarıdır.

Ancak ne yaparlarsa yapsınlar bu korkudan kurtulamazlar. Kurtulamıyorlar. Savaş alanlarında yerle bir ettikleri mekânlara, öldürdükleri sayısız canlara bakarken hep bu korkuyu duyarlar. Cesetlere baktıklarında zafer duygusu yerine sanki cesetlerden biri dirilecek de üstlerine atlayacak korkusu vardır yüreklerinde.

Şanlarına yakışır bir şekilde köle isyanını en acımasız vahşetler uygulayarak bastıran Romalı General, çarmıha gerdiği ve son nefeslerini vermek üzere olan Spartaküs’ün karşısına mağrur bir şekilde dikilerek:
-Siz Roma’nın gücüyle baş edeceğinizi mi sandınız? Roma’yı yenebileceğinizi mi düşündünüz? Diye sorduğunda Spartaküs’ün:
-Sizinle baş edemeyeceğimizi biz de biliyorduk. Hatta sizi yenebileceğimizi hiç düşünmedik. Ancak bundan sonra hep korkacak ve hep korkarak yaşayan taraf siz olacaksınız.
Bunu gösterdik.

Şeklinde ki cevabı günümüze kadar süren ve bundan sonra da sürecek olan muktedirlerin korkusunun adıdır.

Bu korkuyladır ki üzerinden güneş batmayacağı varsayılan köleci Roma İmparatorluğu saraylarını, şatolarını, kalelerini daha sağlam yaptılar. Ordularını daha da güçlendirdiler.

Hatta sinek kadar bile değer vermedikleri halklara göstermelik de olsa bazı haklar lütfettiler. Ama işe yaramadı. Spartaküs’ün kehaneti hep tepelerine durdu. Ne güçlü ordular, ne sınırsız yasaklar, ne aşılmaz sanılan duvarlar korkularına deva olmadı.

Ve nedendir bilinmez tiranlar özgürlükler, eşit ve demokratik bir ortamda korkusuzca yaşayacaklarına hep korkuyu tercih ediyorlar. Yaşadıklarını sanıyorlar ya da.

Dün yok saydıkları bu günde her gördükleri yerde linç ettikleri halde, içinde bulundukları labirentten Kürt oylarıyla çıkacaklarını düşündüklerinden dillerinin ucuyla da olsa Kürt kardeşlerim demelerinin nedeni de bu korkudan başka bir şey değildir.

İkiyüzlülüklerinin de ortaya saçılmasıdır aynı zamanda. Yoksa bir yandan kardeşlik yalanları atarken bir yandan da nasıl öldürdüklerini ve daha da öldüreceklerini ballandırarak anlatmalarını görmemek için kör ve sağır olmak gerekir.

Korktukça öldürecek, öldürdükçe de korkacaklar ama. Bundan kurtuluş yok.
Ve korkularından ölecek, korkularından kaybedecekler.

Her gün sayıları arttırarak öldürme müjdeleri vermeleri namuslu ve özgür ruhlu günümüz Spartaküs’lerinin öfkesini arttırmaktan başka bir işe yaramayacaktır.
Korkusuz, eşit, özgür ve zelal bir gelecekten yana yüreği atan tüm zelal yüreklere tek değil tüm dillerden SELAM OLSUN.