749F6A78-54A2-4CF6-A215-E3EFCBF3845A

Kadir DAĞHAN

İçinden çıkamadığım bir ikilemdir.
Çocuk tecavüzcüleri ve işkencecilerin olduğu bir dünyanın bir yaratıcısı olabilir mi?

Ya da bir yaratıcı varsa böylesine aşağılık yaratıklar olabilir mi? Dedim ya bir türlü çıkamıyorum içinden.

Yasakçıları, inkârcıları, tekçileri saymıyorum.
Onları tanımlayacak bir ifade bulamadım henüz.
Özellikle de işkencecilerin başka bir canlıya zulüm etmek için harcadıkları enerjiyi söz gelimi bir ağaç dikmeye, bir canlıyı yaşatmaya harcasalardı gökyüzü daha mavi, yeryüzü daha yeşil olmaz mıydı?

Diye sorarken daha da kayboluyorum ikilemin derinliklerinde.
Bir yurt dışı seyahatimde tarih boyunca işkencelerde kullanılan aletleri gördüğümde gözlerime inanamamıştım.

Bu aletleri yapan ve kullananlar insan olabilirler miydi?
Bunun dışında kaç kale, şato ve benzeri yapı gördüysem hepsinde de ihmal edilmeyen işkence odalarının varlığı inanılır gibi değil.
Ve hepsi de tanrı veya tanrılara yakın olan muktedirlerin emriyle yapılmış. Hala da yapılıyor.

Tanrı adına tanrının başka yarattıklarına işkence ediyorlar ve tanrılar en küçük bir müdahale de bulunmuyor.
O halde diyorum ki bende, işkenceciler var ise tanrıların varlığının bir hükmü yoktur. Varlarsa da önemi yok.

Ancak bir güç var.
İşkencecilere, tecavüzcülere, vicdansızlara karşı koyan bir güç. Buna AŞKIN GÜCÜ diyorum kendi adıma.

Tüm tanrıların, tiranların, muktedirlerin devasa güçlerinden daha güçlü bir güç hem de.
Bu güç bazen devasa karanlıkları yırtan küçük bir ışık, bazen yıkılmaz duvarları aşan bir ses olabiliyor.

Birkaç dakikalık bir seslenişle asırlık sarayları yıkabiliyor.
Susuz, ışıksız zindanlarda da olsa, balta kesmez ormanlardan çok daha fazla bir güçle boy veren bir çiçek oluyor bazen de.

Aşk ile, umut ile, zelal bir yürekte yeşermiştir çünkü.
Nasıl yeşerdiğini görebiliyoruz ayrıca.
Zindanlar da bile olsa direnen yüreklere, zelal gülüşlere tek değil tüm dillerden SELAM OLSUN.