41CB5082-CFB3-4C64-AE78-E5D7222A0ABB

Faruk BALIKÇI

Cumhurbaşkanı Erdoğan CNN Türk’ün programında, Kandil ve Sincar dışında yeni bir hedef daha ortaya koydu. ‘Bunu ilk defa söylüyorum’ diyerek, ‘’Maxmur çok önemli. Kuluçka gibidir maxmur. BM şöyle demiş, böyle demiş. Bu meseleyi çözmezseniz vururuz’’ diyerek izleyicilere Kandil gibi adeta askeri bir kampmış izlenimi verdirmekte. Türkiye’den bugüne kadar onlarca gazetecinin röportaj yaptığı BM gözetimindeki Maxmur aslında acılı bir halkın hikayesidir.

1993 tarihinde Kürt sorununun topyekün şiddet yöntemleriyle çözmeye çalışan bir politikanın ürünüdür Maxmur. O yıllarda yüzlerce köy yakılıp, yıkıldı, milyonlarca insan göç etmek zorunda kaldı. Şırnak’ın Cudi Dağı eteklerindeki Kuşkonar ve Koçağılı köyleri bombalandı, 38 köylü hayatını kaybetti. Köylerin boşaltıldığı, savaş uçaklarının bombaladığı bir dönemde Şırnak’ın sınıra yakın köylerdeki binlerce insan bu durumu protesto etmek için sınırları aşarak Irak’ın Kürdistan bölgesine geçtiler. Sınırın öte yakasında da, savaş uçaklarının alçaktan uçuş yaparak, göç edenlerin nasıl sağa sola kaçışlarına tanıklık eden gazeteciyim.

Aralarında çocuk, kadınlarında bulunduğu binlerce kişi sınırın öte yakasında, 1993 tarihinde Bihere, Şeraniş, Besiye, Nehdara, Geliye Qiyamete, bölgelerinde kısa süre kaldıktan sonra, Türkiye sınırına yakın olmasının her an operasyon yapılabilir olması nedeniyle geçici olarak kaldıkları bu bölgelerden ayrılarak Duhok yakınlarındaki Etruş’a taşındılar. Adeta bir çölün ortasında önce naylondan yapılmış çadırlar içerisinde barınan mülteciler daha sonra kerpiç evler yaparak barınmaya başladılar. Uzun bir süre KDP denetimindeki Etruş kampında barınan mülteciler, Türkiye’nin sınır ötesi operasyonlar nedeniyle kampı güvenlikli bulmayarak bu kez, Araplar ve Kürtlerin sınırını çizen ancak Arap denetimindeki Ninova kampına taşındılar. Çoğunluğunu çocuk, kadın ve yaşlıların oluşturduğu yüzlerce insan, açlık, hastalık ve barınma sorunlarını nedeniyle kamplarda hayatını kaybetti. 5 yıl içince 7 kamp değiştiren Kürt mülteciler, 1998 yılında ise bu kez son durakları olan Maxmur’a taşındı.

Kürt mültecilerin oluşturduğu kamp ise Maxmur kasabasının üst tarafındaki küçük bir dağ eteğine kurulu. Kasaba ile kamp arası mesafe 3 km. Erbil, Kerkük-Musul üçgeninde, uzaktan yeşilliğiyle hemen dikkatleri çeken kamp, ilk olarak naylon çadırlarla kuruldu. Yani ilk başlarda bir çadır kent idi. Soğuk kış günleri ve zemheri ayları, naylon barakalarda geçirildi. Suyun ve yakacağın olmadığı, birçok engellemeyle karşı karşıya kalan kampta, başlarda onlarca kişi yaşamını yitirdi.

Erbil’e yaklaşık 100 kilometre uzaklıkta bulunan BM denetimindeki Maxmur Kampı, Musul’a bağlı. Irak Merkezi Hükümeti’ne bağlı bölgede yer almasına rağmen kampta Kürtler’den oluşan merkezi hükümete bağlı güvenlik güçleri görev yapıyor. Maxmur Kampı’nda ihtiyaçları BM tarafından karşılanan mültecilerden çoğu geçen yıllarla birlikte Erbil, Süleymaniye, Musul ve Duhok’ta çeşitli alanlarda iş yapmaya başladı. Maxmur Kampı 60 kişiden oluşan ve halkın seçimle belirlediği bir yönetim tarafından yönetiliyor. 12 bin kişinin yaşadığı Maxmur’da, bir çok mahalle ve mahalle muhtarı bulunuyor.

Her an gitme durumu, beklentisi içinde olan kürt mülteciler, zamanla geri dönüş umutları azalınca, kampa uzun vadeli bakmaya başladılar. Bu çabaların sonucu olarak Maxmur Mülteci Kampı, bugün iki katlı modern evlerin hızla artmaya başladığı; belediyesi, Kürtçe Latin harfleriyle eğitim veren ilk ve ortaokulu, çamaşırhanesi, çok sayıda fırını, hastanesi, taziye evi, basın merkezi, günlük gazetesi olan bir mini kent durumunda.

Kamptaki okuma yazma oranı Maxmur kasabasından daha yüksek. Yüzlerce öğrenci, resmi olarak Erbil, Duhok, Zaho, Süleymaniye ve Kerkük’teki lise, yüksekokul ve üniversitelerde öğrenim görüyor. Kamptan birçok avukat ve doktor çıktı. Kamptaki erkek nüfusunun yarısına yakını Irak vatanndaşı olmuş. Birçoğu Irak vatandaşı kimliğiyle çeşitli kentlerde çalışıyor. Birçoğu kendi işini kurmuş. Kamptaki otomobil sayısı yüze yakın. Maxmurlar’ın sınırı aştıkları 1993 tarihinden beri söyledikleri ise tek şey var, ‘’Kürt sorunu çözülmeden dönmeyiz’’ ve Erdoğan’da, ‘’Maxmur’u vururuz’’ diyor.
Habercilerden.com