AMED’E BİR MİLYON HAP VE BONZAİ SEVKEDİLDİ

19EB91AD-EA29-4463-9F12-C586EF3C9CDD

Metin ÇİYAYİ

Özgürlük mücadelesinin ivme kazanmasıyla birlikte, sömürgeci devletler uyuşturucuticaretini geliştirerek Kürdistan’ın her yanında yakınlaştırdılar. Özel birahaneler, pastaneler, kahveler ve sayıları binleri aşan randevu evleri özel olarak kullanıl. İlk okullar dahil bütün okulların önünde özel polis şebeke, mafya operasyon ekipleri yerleştirildi.

Sadece geçen ay Diyarbakır, milyon bonzai ile birlikte (sentetik uyuşturucu) bir milyon hap ulaştırıldı. Uyuşturucu haplar, Eroin, Esrar ve bali, bonzai gibi gençliğin katili maddeler Kürdistan’da yaygınlaştırmak için özel bir çaba içine girdi. İran‘da eroin, Irakta esrar ve Türkiyede ise her türden uyuşturucu yaygın hale getirildi. 1987 ile 1980 yılları arasında nasıl ki porno salgını kitleler içinde yayındı ise, bütün özel sinemalar porno oynatmaya başladıysa, 1980 sonrası da özellikle Kürdistan’da uyuşturucu alışkanlığı geliştirildi.

E18B1789-2289-4516-AD25-8D8399E956FB

Bonzai ölümlerdeki artışta etken.

 Kürdistan da erken ölümün adı faili belli devlet cinayetleri ve katliamlarıdır. Fakat zaman, çağ değiştikte katliamlarının biçimi de değişiyor. Kürtler hem katliama, hem cinsel istismara hem uyuşturucuya, hem dini cemaatlere bulaştırılarak yok edilmek isteniyor ve kısmı anlamda da başarı sağlanıyor.

Gençler arasında sigara kullanımıyla başlayan madde bağımlılığı zamanla esrar, hap, tiner ve bali gibi kullanımıyla artıyor. Türkiye ve Kürdistan’da yapılan araştırmalarda uyuşturucunun her türlü kullanımında yaş sınırı 10’a düşerken, en büyüğünün ise 60 yaşında olduğu ortaya çıkıyor. Sigaradan başlayıp eroine kadar giden uyuşturucu batağının son evresi ise bonzai kullanımı. Türkiye’de ilk kez 2011 yılında yasa dahiline alınan bonzai’nin diğer uyuşturucu maddelerinden ayırtan özelliği ise ölüme giden yolu kısaltması. Bonzai kullanımı Türkiye ve Kürdistan’da son 4 yılda yüzde 300 arttığı öğrenilirken, özellikle anti-depresan hapları şeklinde satıldığı da öğrenildi.

Uyuşturucu ölümlerinde Türkiye Avrupa birincisi

BM Uyuşturucu ve Suç İle Mücadele Dairesi’nin verilerine göre, sentetik uyuşturucu kullanımı sonucunda yaşanan ölümlerde Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında birinci sırada yer aldı.

Türkiye’de her geçen yıl artan uyuşturucu kullanımı ise artık çok tehlikeli bir boyut almaya başladı. Sentetik uyuşturucu kullanımı sonucunda yaşanan ölümlerde Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında birinci sırada yer aldı. 2015 yılı verilerine göre 580 kişi yüksek dozda uyuşturucu kullanımı nedeniyle yaşamını yitirdi. Sentetik uyuşturucunun en yaygın olarak kullanılanı bonzai olurken, bu uyuşturucunun ucuz ve temin edilebilir olması ölümlerin artmasındaki en büyük etken oldu.

Medyanın da gündeminden düşürmediği uyuşturucu kullanımı hakkında 2017’nin başından günümüze 39 bin 896 haber yansıması tespit edilirken, geçen yılın aynı döneminde bu rakam 32 bin 379 olarak kayıtlara geçti. Türkiye’de son yıllarda çok yaygın olarak kullanılan ve birçok insanın ölümüne neden olan bonzai hakkında ise son altı ayda 4 bin 889 haber yapıldı.

Her dönemde sağcı partilerin kitleleri kandırmak için fuhuş, uyuşturucu ve din silahını kullanmaktadır. Kitleleri esir almakta ve uyuşturucu ve mafya yaşamını birer parçası haline getirmektedir. Bir taraftan kitleler uyuşturucu sunulurken diğer yandan, ahlak ve din elden gidiyor söylemiyle halk korkutuluyor. Devlet uyuşturucuyu, fuhuşu geliştirmek için milyonlar harcarken, cemaatlere da  milyonlarca lira para vererek yoksul halk çocuklarını da cemaatlerin ağına düşmelerini sağlamaktadırlar. Yoksul halk, evleri yakılmış yıkılmış insanlar, güçe zorlanan ailelerin çocukları ilk kurbanları oluşturmaktadır. On binlerce İŞİD, ENSAR, MENZİL ve benzer cemaat ve vakıf aracılarıyla özellikle çocukları ve gençleri ağlarına düşüren sistem kısa sürede tecavüzcü, köle bir kişilik geliştirerek çocukları ve gençleri bir tek kişinin emrine itaat sistemine sokulmaktadır. Uyuşturucu, Fuhuş ve devletin bakısından korkan bilinçsiz halk dacemaatleri bir kurtuluş simidi olarak görmektedir. Devletin bizzat kafasını ezdiği kitleleri kadere terk ederek çocukların cin tacirlerinin elinde her türden tehlikeyle karşı karşıyabakmaktadır.

F268044D-FD17-4025-84E5-431286A903C9

Din tüccarlığını bugüne kadar bütün sağ siyasal çeteler, partiler ve karanlık örgütler kullandı. Ancak bugüne kadar kullananların hiç biri Erdoğan’ın eline su dökemez. Bu konuda o kadar profesyonelleşmiş ki sadece Türkiye’de kullanmıyor, bütün Ortadoğu ve hatta Afrika’da bile kullanıyor. Biraz Feto taktiğini de kullanarak, yada taklit ederek diyelim, hem cemaatleri hem cemaatlerin resmi veya illegal mekanlarını kullanarak uluslar arası bir örgütleme yapıyor. Bu konuda en az İŞİD, EL NUSRA ve EL KAİDE kadar başarılı olmakta ki, o örgütleri bile ÖSO denilen tecavüzcü çetelerin içinde eriterek  mazlum halklara saldırabilmektedir. Kobani ve Afrin bunlardan sadece iki örnektir.

KÜRT OLMA AMA NE OLURSAN OL

12 Eylülde özellikle Diyarbakır zindanında tahliye olanlar çok iyi bilir. O vahşet zindanından tahliye olmak yetmiyordu. Çıkışta sizi polis karşılar yada sizi karakola davet ederlerdi. Tek bir teklif vardı. Ne olursan ol ama Apocu-PKK‘lı olma. ‘İstersen kız kaçır, mafya ol, silah kaçakçısı veya eroin. İstersen ne kadar düşmanın varsa öldür, sana destek olalım’ derlerdi. Bir aması vardı ki Kerdoğanın başına ‘Kürt ve Apocu olamayacaksın’ Ne olursan ol, devletin güçlü kolları seni sarar ve kollar. Teklif edilen para, iç bulma veya diler ajanlık tekliflerini saymıyorum.

Bugün AKP iktidarı 12 eylülü geride bırakarak daha ustaca ve toplu yıkımla aynıteklifleri yapmaktadırlar. Toplu katliamlar, şehirlerin yerle bir edilmesi, Kürt Köylerinin boşaltılması, Kürt işadamlarının mallarına el konulması, Kürt işçilerin işinden edilmesi, Ensar vakfı aracılığıyla çocuklara toplu tecavüz edilmesi, bunlardan sadece bir kaçı. Konumuz olmadığından kaç ev yakıldı, kaç aile dağıtıldı, kaç çocuk sokaklarda eroine, banzaiye ve baliye başlatıldı, kaç kız düşüldü. Kaç Kürt kızına tecavüz edildi. Kaç kadın sistemin teşvikiyle öldürüldü, kaç insan tehdit edilerek düşürüldü ve kaç bin insan tutsak alındı, size şu anda bunlardan söz etmeyeceğim.

12 Eylül bir sinir gazıydı topluma sıkıldı. Toplumun bütün sinirleri yok edildi. Özal eroindi, topluma şırınga edildi. Diğer geçici ara parti yönetimleri de birer içkiydi. Alınan gaz ve uyuşturucuları cilalandırması. Toplum iyice aptallaştırılınca, bonzai zamanı gelmişti. 16 yıldır Türkiye toplumlarına bonzai içiriliyor. Toplum kendinden geçip vahşileşince, Kürtlerin üstüne saldırıyorlar. Bir kaç aylık kirli propaganda ve tek yanlı yandaş medya saldırıları pohpohlayarak katlanılmaz hale getirilince, toplumun üstüne su serpiştirilip biraz ayılmaları sağlanıyor. Biliyorsunuz bonzai içenlerin üstüne su dökülünce ayılıyorlar. ‘Bu sulu ayılmanın adına da hep barış sureci denildi. Su işe yarayıp toplum kendine gelmeye başlayınca yine Bonzai dayattılar.’

Bu süreçle birlikte toplum mafyavari bir örgütlemeyle askerleştirilmeye başlandı. Ak Birlikler, Osmanlı ocakları, SADET sadece bunlardan birkaçı ve bilinenlerdi. Bunlar yetmezmiş gibi bir çok il ve ilçede değişik adla, değişik vakıf ve cemaat adı altında benzer silahlı örgütler kurdukları ve bunların özel timlerce, cihatçı olarak yetiştirildiği artık sır değil. Bunlarla birlikte Suriye’de ki cihatçı örgütlemelerin yüzde doksanı da,direk MİT müsteşarı Soysuz Kürt Hakan Fidana ve Cumhurbaşkanı’na bağlı faaliyet yürütmektedirler.

E6B020EB-F0B1-44EC-8EC0-7E6B25622FDC

HALİFE KERDOĞAN

Her şeyi hilafet sistemini kurma ve bunun alt yapısını hazırlamak içindi. Bu bir süreçti ve kendileri bu süreci iyi değerlendirmiş toplumun bütün kesimlerini kandırmışlardı.Başta Kürtler olmak özere, aydınları, liberalleri ve iktidar ortakları gülen hareketini. Şimdi bu süreç tamamlandı. Artık açık alanda savaş ve katliam dönemi başlayacak. Bugüne kadar sadece Kürtlere uygulanan sansür, sürgün, sınırsız gözaltı, zindan, işkence ve toplu tutuklama, toplu katliam, Kürdistan’da olduğu gibi batıda da, diğer muhalif güçlere karşı da başlayacak. Bu saldırılar tamamıyla öldürücü olacak ve Hitler Almanyasına rahmet okutulacak cinsten olacak. Kürtleri bitiremediler ve bitiremeyecekler ancak Türkiye’de ki cılız muhalifler için ayni şeyi söyleyemeyiz. Son seçimler bütün muhalif kesimler için son şans diyebiliriz. Aksi selim düşünmekten uzak, korkakça alınan kararlar, topluma Flakka olarak geri döner.

PUTİN MARKA FLAKKA

Peki Nedir bu Flakka. Yüz yılın felaketi de diyebileceğimiz bir uyuşturucu maddedir. Bu uyuşturucu Putin manşetli. Biliyorsunuz ki Putin, Erdoğan görüşmesinde cumhurbaşkanına flakka ikram etti ve onu kucaklayıp dudağından öptü. Erdoğan bir daha iflah olmadı. Olmasının en büyük sebebi de Rusya markalı PUTİN onaylı flakka’nın Erdoğan da yaptığı muazzam değişiklik. Bu uyuşturucunun en büyük özelliği beyindeki insan olma özelliğini, “ben” durumunu yok edip, hayvani iç güdüleri ortaya çıkarıyorolmasıdır. İnsanda ar damarını da çatlattığından Erdoğan gibi milyonların önünde bile yalan atma özelliğini kazandırıyor. Ancak Kalp atışı aşırı artıyor, duygular çok güçleniyor, kişi kendini bir süper kahraman gibi hissediyor. İlaç, kişinin ruh halini düzenleyen hormonları baskı altına alıyor ve kalıcı hasarlara, kalp yetmezliğine hatta tek kullanımda bile ölüme sebep olabiliyor. Erdoğana verilen doz iyi ayarlandığından henüz ölmedi ama, bazı vakalarda kişilerin zihinsel faaliyetlerini kalıcı olarak kaybettiği görülmüş. Tıpkı Erdoğan’da başlanan unutkanlık gibi. Doğal kabul edilen etkilerinin yanında görülmeyen yan etkileri ise bir felaket. Zombi’ye dönüştüren bu uyuşturucu en büyük özelliği ise kişinin takıntılı olması ve korku halidir. Erdoğan, Kürtlere takılı olduğundan ondan çok korkuyor ve bu korkudan dolayı da bütün Kürtleri tehdit olarak gördüğünden öldürmek istiyor. Kürtlere takıntısından dolayı bütün Türkiye’yi yangın yerine çevirse de onun için hiç bir önem ifade etmiyor. Yeter ki Kürt kazanmasın, Kürtler bir statükoya kavuşmasın yeter. Ankara da artık herkes biliyor ki, Erdoğan ve çetesini bir tek Kürtler  yenebilir. Her gün Selo Başkan önderliğinde Kürtler Erdoğan’ın  tatlı düşlerini kabusa çevirip zıplatıyorlar. Adam Kürt Anaların sloganından kanser oldu. Şeker gibi olan Gönüllerin başkanı Selo’nun mesajlarından şeker hastası oldu her tarafı titriyor. Kürt  çocuklarının yılmaz mücadelesinden Protest kanseri oldu artık altına kaçırıyor. O Kürtlere saldırı emri vermeyecekte kim verecek?

YAMYAM ERDOĞAN

Bugüne kadar bir yamyam gibi Kürtlere saldıran Erdoğan, en kısa sürede yüzünü size çevirecektir. Gülen cemaatinden sonra son durak siz olacaksınız sevgili Sahte Kemalist CHP’liler. Erdoğan’ın kuyruğuna takılıp dokunulmazlıkların kardırılmasında kullandığınız oy, şimdi sizin boynunuza da dolanmış durumda. Son çıkışınız Erdoğan ve çetelerinin barajın altında bırakmak istediği HDP’nin barajı aşmasıdır. Erdoğan çeteleri her türlü hileyi, xurdayı ve ahlaksızlığı dayayacaklardır. Her alanda HDP’nin çalışanlarına ve Kürthalkına saldıracaklardır. Şu ana kadar 126 saldırı yaptılar. Siz sessiz kaldıkça saldırılar daha da artacak ve katliamlara bile dönüşebilecektir. Türkiye’de ki felakete dur de oyunu yanlış kullanma. Bir oy demirtaşa, bir oy HDP’ye demeseniz bunun bedelini bu defa çok ağır ödersiniz. Hatta kusura kalmayın, ödemeye bile ömrünüz vefa etmeyebilir. Benden söylemesi.

BANA GELMEZ DEMEYİN, FLAKKAZOMBİ HAPI = AKP KAPIDA