3c0f600d53514e35ac02787937fbce5a.pngErdoğan iktidarı sahte öykülere ve yalancı insanlara ihtiyaç duymaktadır. Sahte öykülerle yalancı insanlar icat edecek kadar ileri giden Erdoğan iktidarı, bu seçim sürecinde en fazla dolaşıma soktuğu palavralardan en başat gidenleri Kandil’e operasyon ve Menbiç’ in statüsüne dönük yalanlar üzerinde ürettiği argümanlar oluşturmuştur. Erdoğan ve ekibinin Seçim meydanlarında Efrin’ e ilaveten yaptığı bu şovlar ve yalancı zafer naraları seçim meydanlarında sürerken, yalan makinesi medya kuruluşları da buna eşlik etmiştir

Oysa biliyoruz ki, şimdiye kadar Kandil’e karadan herhangi bir operasyon yoktur. Bundan sonra olması pek olası görünmüyor. Dahası zor bir iş. Kandil’e operasyon tek başına TC nin yapabileceği bir iş değildir. Onun gücünü aşan bir olaydır. Bu operasyonu Türk ordusu neyle, kimle yapacak? Arkasında Rusya Amerika mı var? Önünde giden DAIŞ ve ÖSO çeteleri mi olacak?

Kandil, ne Efrin’ e, ne de Bab ve Cereblus’a benzer. Orada Rusya desteği, hatta kısmen ABD desteği  vardı. Karasal güç olarak kullanılan önde mayın tarlasına sürülebilecek eşekten DAIŞ, ÖSO çeteleri vardı. Var mı burada bu türden sürülecek eşekler?

TC’ ordusunun dağlık arazide tek başına PKK’nin gerilla güçleriyle savaşacak yetenekte olmadığını bu güne kadar geçen kırk yıllık pratik süreçte anlaşılmıştır. Türkiye sınırları içinde bile kalay kolay operasyona cesaret edemeyen, gerçekleştirdiği operasyonların da kısa süreli ve genellikle sonuçsuz kaldığı ortadadır. Dolaysıyla TC’nin Kandil gibi büyük ve dağlık bir arazide operasyon yapmayı nasıl göze alabilir? Girse bile çıkışı çok zor ve riskli olacak olan böylesi bir operasyona girişmesi mümkün müdür?  Zaten riskleri göze almış olsaydı, yapardı. Bunu seçim öncesinde yapar ve yatırım için kullanırdı. Bu güne beklemezdi.

Kandil Operasyonu Erdoğan’nın bildik kuru sıkma hikâyeleridir. Bunları geçelim. Bu operasyon palavrası seçim içindir ve oy devşirmeye dönük algı operasyonları olduğu anlaşılmıştır. Ve buradan AKP’ye bir şey çıkmamıştır.

Kandil’e havadan yapılan saldırılar vardır. Bu havadan saldırılara kara operasyon diye manüple diyorsa, o başka.

Evet havadan jetlerle bombalama faaliyetleri vardır. Ve bu türden hava saldırıları sayısız kez olmuştur. Zaten mevcut olan da budur. Bunun için bu kadar gürültü koparan  AKP ve yandaşlarının bütün amaçları seçime yatırım ve oy avcılığı olduğu açıktır. Ne yazık ki, buradaki beklentileri tutmamış ve kendilerine oy anlamında bir getirisi olmamıştır.

Kandil’e operasyon adı altında esasta yapılmakta olan Güney Kürdistan’ın Türk ordusu tarafından bir işkale uğradığı gerçeģidir.

Türk işgalci güçleri Güney Kürdistan ‘nın işgali yönünde bir operasyon faaliyetleri vardır. İşkal hareketi Kandil’e değil, Güney Kürdistan’ da icra edilmektedir.

Kandil’ bayrak söylencesine birde Menbiç eklenmiştir. Seçimi etkileme ve oy devşirmek için oynanan oyunlar son günlerde Menbiç üzerinde yoğunluk kazanmıştır. Bu yöndeki yalan yalanış bilgiler AKP medyası tarafından yoğunca kullanılmaktadır. Türklerin ABD ile biçimsel olarak bazı noktalarda bir uzlaşı içinde oldukları doğrudur. Türkiye’nin havasını alma yönünde bazı jestler yapılmıştır. Aynı şekilde Türkiye’ de kendi kendisini teselli edecek bir tiyatro ile işleri farklı göstermeye ve buradan rol çalmaya çalışıyor. Burada olup bitenlerin kendilerinin yansıttığı gibi olmadığı hem ABD ve hem de DSG açıklamalarında anlamak mümkün. Menbiç’ de özü itibarıyla DSG’ nin yönetimi altında varolan statüsünde herhangi bir değişiklik yoktur. Erdoğan ve yalancı medyasının buradaki çabalarıda yine tamimiyle seçime dönüktür. Sahte gösteriler ve yalan yanlış bilgiler üzerinde kamuoyunu aldatarak, seçime getirisi olsun isteniyor. Ama nafile, belliki işler beklendiği gibi gitmiyor.

Erdoğan ve iktidarı sallantıda gidiyor. Bu seçimde öyle veya böyle kaybedeceğini anlamış olmalı ki, bu nedenle Kürtlere ve ayrıcı olarak HDP’ye yönelik saldırı ve baskıları artırmıştır.

Erdoğan’ın kendi çete birimleriyle yaptığı gizli toplantılarda dile getirdiği ifadeler ardından gerçekleşen Suruç saldırısı bunun en somut ifadesidir.

HDP’nin hem Türkiye’nin demokrasi dinamiklerini etrafında toplayarak ilerleme kaydetmesi ve toplumsal dinamikleri demokrasi mücadelesine sevk etmesi heyecan yaratmaktadır. HDP’nin hem barajı aşma trendinin yükselmesi başta Erdoğan olmak üzere Cumhur ittifakının dengesini bozmuş,  korkutmuş, çılgına çevirmiştir.

Her ne kadar bütün milliyetçi, ırkçı Türk partileri, Kürtleri siyaset kulvarının dışında tutmak için öncellikle HDP’yi dışlamak için kurdukları ortaklık ve sıfır baraj üzerinden Cumhur ve Millet ittifakını oluşturmuş olsalarda sonuçta bu tezgah tutmadı ve oyun kuralları hızla değişti. HDP’nin ve Kürt birikiminin siyasal karşılığı bütün tahminlerin de ötesinde muhteşem oldu.

Bütün zorlu geçen süreçlere ve  kuşatmalara rağmen HDP arkasına aldığı Kürd ve Türkiye demokrasi güçleriyle bir başka itifak cephesinde ilerlemesi beklentileri yükseltmiştir.

Hem seçim, genel gidişatın kaderi Kürd oylarına ve HDP’ye odaklanması önemlidir. Her iki ittifakın siyasi kaderi ve geleceği nihayetinde gelip dayandığı yer Kürtler ve HDP oldu. HDP’yi: ortaklardan Cumhur ittifakı baraj altında, Millet ittifakı da baraj üstünde tutmak için cebelleşmektedir.

HDP kilit parti olarak bu seçimin en önemli vazgeçilmezlerinden biri haline gelmesi önemlidir. Bu itibarla mücadelenin yeni güç dengeleri çok önemli ve hassas bir dönemden geçiyor. Bu nedenle bu seçimleri  önemsemek gerekir. Bu seçim dönemi diğer hiç bir seçim dönemiyle kıyaslanamayacak derecede kendine özgü özelliklere sahiptir.

Bilindiği üzere bütün meselesi tek adam diktatörlüğüne dayalı kan emici bir faşizm sultasını kurmak olan Erdoğan ve iktidarı ta başından beri var gücüyle Kürtlerin ve demokrasi güçlerinin kazanımlarının yok edilmesine odaklanmıştır. Bu nedenle herkese musallat olan bir faşizm belası vardır. Bu belanın berteraf edilmesinin mevcut haliyle bir bu seçimde bir yolu, yordamı ufukta görünür olmuştur. O yol Kürdlerin etrafında saflaşan ve oradan HDP’ ye giden destekle HDP’nin elde edeceği başarıya endekslenmiştir.

Dolaysıyla bu yakın dönemin en etkili, değerli eylemi bu seçimlerde Selahattin Demirtaş liderliğindeki HDP etrafında kenetlenmektir. Cumhurbaşkanlığı için Selahattin Demirtaş’a, parti olarak da HDP’ye oy vermek önemli bir iş olmaktadır.

Bunun dışında hangi ad ve gerekçelerle olursa olsun boykot yada başka farklı belirsiz tutum ve davranışların özellikle bu seçimin kendine has özellikleri dikkate alındığında ne kadar anlamsız ve geçersiz kaldığını görmek mümkündür.