“Görünen gerçek olsaydı bilime gerek kalmazdı” demişti K. Marx.

E1680F79-24AB-4FDF-BEFF-75E4514F2158

Kadir DAĞHAN

Kendi adıma birkaç gün önce, geride bıraktığımız seçimler için sonuç ne olursa olsun dünyanın sonu değil demiştim. Hala da aynı düşüncedeyim.

Zira görünen hiçbir şeyin gerçeği yansıtmadığını biliyorum.
Ne dünya yıkıldı ne de yeni bir dünya kuruldu an itibarıyla.
Yaşam devam ediyor. Umutlarımız da.

Yaşadığımız ve yaşayacağımız baskılar, zulümler de. Ancak beni asıl üzen ve korkutan durum, en azından bazı kesimlerin bitmeyen ve bitmeyecek gibi görünen hastalıklı yapılarıdır. Daha önceleri de defalarca belirtmiştim. Adı geçen kesimler günah keçisi olmadan yaşayamıyorlar. Yine öyle oldu. Yine aynı hastalık devreye girdi.

Hemen günah keçisine vurmaya başladılar. Daha iki gün öncesine kadar dert yandıkları sandık güvensizliği, baskın seçim, Adil olmayan ve hukuk dışılıkları anında unuttular. Ne bir özeleştiri, ne bir mantıklı açıklama yok.

Bir kere de kendilerine dönüp “ Biz nerede yanlış yapıyoruz?” diye sormak zahmetine katlanmıyorlar. Gerek yok çünkü. Her şeyi kendileri bilir. Bir tek kendileri doğrudur.

Tüm birikimleri papağan gibi tekrarladıkları birkaç cümleden ibaret olan anlayışlar aynı nokta da patinaj yapmaktan kurtulmadıkça zaten bir şey olmayacağı açıktır. Dünya, yaşa paşa demekten veya sadece İzmir’in dağlarında açan çiçeklerden ibaret değil ki.

Bunun bir suçlama değil yılların birikimden gelen kendi gözlemim olduğunu belirteyim.

Ne oldu da “ gerekirse sabaha kadar bekleyeceğiz, canımız pahasına da olsa sandıkları terk etmeyeceğiz…” gibi iddialı laflar daha resmi sonuçlar bile beklenmeden iki dakika içinde ters yüz oldu? Diye soracak değilim. Bu benim işim değil. Kapasitem de buna yetmez zaten.

Ancak kendi adıma geriye kalan yüzlerce yanıtsız soruyu önemsiyorum.
Zira bu soruların yanıtı geriye kalanlardan yarınlara gidilecek rotanın adı olacaktır.
Yarınlara gidilecek yolun zelal bir dünyaya doğru yol alması çabasında olan tüm zelal Yüreklere tek değil tüm dillerden SELAM OLSUN.