FD1E9312-D89F-4353-B85D-454178FA2275

Recep MARAŞLI

Seçimlerin Erdoğan rejmine meşruiyet sağladığı veya yenilediği görüşüne katılmıyorum. Siyasi iktidarın anti-demokratik, niteliği “seçim yapmadığı”ndan kaynaklanmıyordu ki seçimle meşruiyet kazanmış olsun… Zaten seçimle oturuyorlardı orada… Bir seçimi daha son derece adaletsiz, baskı-zulüm koşullarında ve hile hurda ile almış almış olmaları onların niteliğini değiştirmiyor, meşru kılmıyor…

Benim söylediğim demokrasi ve özgürlük mücadelesi yapanların en küçük olanağı, ihtimali dahi değerlendirmek, zorlamak, kapı açmaya çalışmak zorunda olduğudur.

Ya mücadele araçlarını kendiniz yaratırsınız ya da var olanları en optimal şekilde kullanmaya çalışırsınız…

Türkiye’nin toplumsal gerçekliği iyi tarafından bakarsak görülüyor ki Erdoğan’in islami-faşizan rejimi 16 yıllık iktidarına, bütün sistemi eline geçirmiş olmasına rağmen kitle desteğini bundan fazla büyütemiyor. Karşısında çeşitli formasyonlarla muhalefet eden ve bundan vazgeçmeyen % 50’lik bir kitle var.

Ve o ancak seçimleri manipüle ederek, baskı ve zorbalık koşulları ile durumunu koruyabiliyor. Örneğin şu anda AKP meclis çoğunluğunu yitirmiş, bir önceki seçime göre %7 oy kaybına uğramıştır. Ancak MHP’nin şişirilmiş koltuk değneği olarak meclise sokulmasıyla durumu kurtarabilmiştir. HDP daha güçlenmiş olarak temsiliyetini sağlamış, muhalefet partileri güçlerini artırmıştır.

Tabiiki yeni sistemde Parlamentonun zaten çok da önemli bir işlevi kalmadığı için bu pek de sorun olmayacak. Erdoğan tek adamlığını sürdürecek.

Fakat tüm bu tablo Erdoğan rejimi için her şeyin bıçak sırtında olduğu, herşeyin kendisi için güllük-gülistanlık olamayacağını da gösteriyor. Seçim sonuçları rejimin bir miktar nefes almasını sağlasa da kendi neden olduğu sorunları kendisi çözemeyeceği için ancak krizini derinleştirebilir.

Seçim çalışmalarında muhalif kitllelerin sokağa çıkma coşku ve cesareti ortaya çıkmıştır… Toplumsal muhalif kesimlerin DEMOKRATİK DAYANIŞMA refleksi güçlenmiştir. HDP’nin (yani Kürt ulusal demokratik muhalefeti ile özgürlükçü sol kesimin) dışlanarak demokrasi mücadelesi verilemeyeceği kendini bir kez daha kanıtlamıştır. Bunlar üzerinde yükselinebilecek olgulardır.

CHP gibi toplumsal muhalefeti en kritik zamanlarda barajlamak ve ehlileştirmekle görevli yapıları aşmak, demokrasi güçlerinin kitlesel zeminini bir araya getirebilmek önümüzdeki süreç için kritik öneme sahip.

Demokrasi ve özgürlük mücadelesinde seçimler önemli bir olanaktır ama mücadelenin meşru, kitlesel başka pek çok zemini, yolu vardır. Sistemin gerçek muhalifi olan güçler bu araç ve zeminlerde mücadelelerini sürdürmeye elbette sonuna kadar devam edeceklerdir.