bcf875b40bb6711c00d90334eeabcc68

Hilal NESİN

“Kasabanın Sırrı” filmini izlediniz mi bilmiyorum, 1969 yılında ben daha doğmadan önce çekilen bir film, benimse en sevdiğim filmler arasında birinci sıraya yerleşen bir film. “Konusu özetle şu” diyeyim ama özeti alabildiğine uzun tutayım. Yaşanan olay 2. Dünya savaşının son günlerinde İtalya’nın Santa Vittoria kasabasında geçer. Avrupa’da faşizmin hüküm sürdüğü o dönemlerde geçim kaynağı olan şaraplarını faşistlere vermek istemeyen Santa Vittoria kasabası halkının komik hikâyesi. Mağaraya sakladıkları şaraplarını kurtarmayı başarmalarında büyük rol oynayan kişiyse Italo Bombolini..

Bombolini, diplerde hayır olmadığını anlayıp uçlarda yaşayan biridir. Ayık gezmemesiyle meşhurdur, günlerden bi’gün körkütük sarhoş olur kafası kızar su deposuna tırmanır işine gelmeyen yazıyı silmek ister ve orada mahsur kalır aşağı inemez. Fabio adlı genç Bombolini’yi kurtarmak için su deposuna tırmanır yazıyı siler. Bombolini aşağıya bakar inemeyeceğini düşünür. Fabio ona cesaret verip beraber aşağı indirmeye çalışır bu arada kasaba halkıda oraya toplanmış onları seyretmektedir.

Fabio halkın “Viva Bombolini” diye slogan atmasını sağlar. Asıl komedi bundan sonra başlar. Faşist yönetim kasaba halkının toplanıp “Viva Bombolini” “Viva Bombolini” diye slogan atmasını yanlış anlar ve halkın belediye başkanı olarak Bombolini’yi seçtiğini düşünür, gidip belediye başkanlığını Bombolini’ye verir. Yani seçimle gelmemiştir “kayyum” olarak atanmıştır, zira halkın gözünde işe yaramaz bir ayyaştır, karısı bile evden kovmuştur Bombolini’yi.

Her kayyum bizim kayyumlara benzeyecek değil ya, Bombollini iyi bir kayyumdur emir eri değil halkın neferidir. Derken savaş biter Alman orduları işgal ettikleri alanlardan çekilmeye başlarlar. Eeee faşist bunlar “bay bay” deyip çekip gidecek değiller yaaa, yollarının üzerindeki kasabaları yağmalayarak gitmeye başlarlar başlamasına da hoş kimse kendi rızasıyla emeğini işgalci faşistlere vermek istemez. Haliyle Santa Vittoria halkıda ürettikleri bir milyon şarabı vermek istemezler.

Almanlar şaraplara el koymak üzere kasabaya doğru gele dursunlar Bombolini ile kasaba halkı bir miktar şarabı Almanlara verip büyük bir kısmını saklamaya karar veriler ve kasabanın dışında ki mağaraya şarapları taşımaya başlarlar. İşte bu sahne en sevdiğim sahnelerden biridir.

Faşizme karşı birleşen halkın istediğinde neleri başardığının sahnesidir bu sahne ve orada ki müzik marş gibi gelmişti bana. Şarap şişelerini gece gündüz elden ele vererek mağaraya taşıyıp dizer sonrada duvar örüp mağaranın boş görünmesini sağlarlar.

Derken Almanlar gelir, gelecekleri varsa görecekleri yoktur. Kasabada bir milyon şarabın olması gerektiğini söyleyen SS subayı kasabanın her yerini arattırır, baskı kurarlar kasaba halkından iki kişiyi işkenceye çekerler ama nafiledir, ortada şarap marap yoktur.

Daha fazla faşizmin rüzgârını estirecekleri sırada kasabayı terk etmek zorunda olduklarına dair emir gelir, yüzbaşı bir kez daha şansını denemek ister kasaba meydanında halkın gözü önünde Bombolini’nin kafasına silahı dayar. Boşunadır, yine kimseden çıt çıkmaz, yüzbaşı kızar “Siz ne biçim insanlarsınız” diye bağırır, bu sahnede kasabalının mimikleri görülmeye değerdir, boş duvara bakar gibi seyrederler yüzbaşını.

Yüzbaşı Bombolini’nin konuşmayacağını anlar aşağılayan gözlerle bakar, Bombolini bunun altında kalır mı delidir ne yapsa yeridir bir şişe şarap alır yüzbaşıya hediye eder ve “Bunun geldiği yerde bir milyon şişe daha var” der. Almanlar avcunu yalayarak gerisingeri giderler ve orada bir eğlence başlar işte o sahneyi anlatmak zordur izleyin, hele Bombolinin karısıyla ettiği dansı hiç mi hiç anlatmayayım.

Başarmanın, boyun eğmemenin dansıdır diyebilirim, neyse daha fazla anlatmayacağım aklınız o sahnede kalsın, sadece şunu diyeyim insan o kadar mı güzel dans eder ışığı bol olasıca Anthony Quinn ve o kadar mı güzel canlandırır cesur bir yüreğin faşistlerin karşısında eğilmeyen başını…

kasabanin-sirri-3-600x330.jpg

Santa Vittoria halkının kendine has zafer sevincini defalarca izleyip daldım bizim aleme yani yine döndüm dolaştım geldim kendi alemimize. Hani birkaç dakikalığına hayal dünyasına dalalım diyorum, üşenmeyin hadi Alice’in harikalar diyarına dalalım demiyorum, o kadarı bize fazla bizimkisi azıcık anlık olacak yani toplam beş dakikalığına dalacağız.

Beş dakikalık hayal dünyamıza ayalarınızı çıkarın girin aman yerler kirlenmesin ayaklarımız ziyadesinden fazla çamurlu zaten şurada kalacağımız topu topu beş dakikacık. Hadi şimdi bir tane Bombolinimiz olduğunu hayal edelim. Allah aşkına korkmayın hayal edin Türkiye’den aldığım son habere göre henüz hayal kurmak yasaklanmamış, korkmayın hayal edin hemen söylenmeye de başlamayın “yok şarap içiyor” “yok deli” “yok duvara tırmanıyor” gibi önyargıları da atın kafanızdan.

Faşistlere kasabalının emeğini kaptırmamak için verdiği mücadeleyi düşünün, yüzbaşının silahı kafasına dayadığı anda gülümseyerek nasıl yüzbaşına bakıp alay ettiğini düşünüm. Ohhhh ne güzel değil mi, mis gibi valla. Hayali bile güzel kim bilir gerçeği nasıldır. İşte diyorum bize de gelse bi Bombolini, silse olmayacak yasaları, biz bağırsak “Viva Bombolini” sesimizden güç alsa olası yasaları hemen hayata geçirse, biz tekrar tekrar “Viva Bombolini” “ Viva Bombolini” diye ses versek, sonra şarapları faşistlere vermeyip koruduğu gibi bizi de vermese faşist ellere, savunsa hakkımızı, yedirmese emek emek attığımız oyumuzu.

Biliyorum biliyorum “imkansız” diyorsunuz “yok beee nerdeeee bizim burlada Bombolini” diyorsunuz “olsa senden mi saklaycez” diyorsunuz. Yanlış diyorsunuz, yanılıyorsunuz aslında, bizim buralarda ilk önce yani ortaya çıkarken bizimkilerin hepsi birer Bombolini, sonra biz bunlara veriyoruz gübreyi veriyoruz gazı veriyoruz şanı şöhreti, veriyoruz bolca akçeyi gereksiz yetkiyi, yetmezmiş gibi bide “sensin abi” “büyüksün abi” “reissin abi” “kralsın abi” diyoruz o naif kibar Bombolini bir ay sonra oluyor “Tombolini” Sonrasını söylemeye gerek var mı? Alıyor bizi veriyor faşistlere “tepe tepe kullanın” diyor, saklasa ya mağarada, yok, kızıp tırmansa ya duvara, o da yok, şarap içip dans etse ya, tövbeee öldürürüz biz onu…İşin özeti bu topraklarda oldukça verimli, ne ekersek onu biçemiyoruz sulama işini yanlış yapıyoruz, birde zamansız veriyoruz gübreyi. Emin olun bu işte bizim Tombonilerin bir suçu varsa bizim iki suçumuz var…

Hadi bir iki dakika kaldı çıkıyoruz hayal dünyasından, bizim Bombolini zaferi kazansa, hep birlikte meydanlara toplansak Ankara’nın bağlarından girsek harman dalından çıksak, hatta erik dalını gelin görümceden önce biz oynasak, her dilde şarkılar, her dinde şükürler çekilse ve zafer ilan edilse barışsa tüm zır kutuplar.

Bittiiiii. Tamam, uyanın beş dakikalık hayal dünyasından çıkıyoruzzzzz çıktık.

Şimdi ayakkabılarınızı giyinin yerel seçimler varmışmış, arada sırada kızdığımız iki gün sonra barıştığımız, hakkımızı önce haram ettiğimiz sonra helal ettiğimiz, en fazla üç gün unuttuğumuz dördüncü gün alkışladığımız Tombolilerimiz çıkışta bizi bekliyormuşmuş… Fazla bekletmeyelim ellerin Bobolinisene benzemez tersi pistir bizim Tombolinerimizin.