3FB9563E-8A8D-4369-B4C1-9A0FBB6E07B1

Hasan H. YILDI

İnsanlık beli bir evreye ulaşınca yaratan bunları faklı farklı konumlandırmak için her etnik gruptan birini yanına çağırıp istemlerini sormuş.

Yanına varan her etnik grup sözcüsüne, “Dile benden ne dilersin,“ demiş.

Her sözcü, “Milletleşmek ve devletleşmek isteriz peder efendi,“ demiş.

Hepsinin istemi aşağı yukarı buymuş.

Milletleşmek ve devletleşmek!

Sıra Kürd’e gelmiş.

O da, yaratanın karşısına çıkmış.

Yaratan, “Evladım peki siz, benden ne istiyorsunuz?“ diye sormuş.

Kürd, “Apé Heci cıxareké bıde mın ez lı heqé xwe razime“ (Hacı emı bana bir cıgara ver, ben hakkıma razıyım) demiş.

O gün bugün Kürd’ün istemi değişmemiş.

Öngörüsüzlük, çıkarını ıskalamak bu olsa gerek.

Toplumsalık yok, bireyselik ruhuna işlemiş.

Hayvanlar, bitkiler alemi bile ref ref ayrıştı, kümeleşti, gruplaştı ama Kürdler bir türlü iki yakasını bir araya getiremedi.

Milletleşmeye, devletleşmeye kendini layık görmedi.

Toplumsal benlik kazanamak istemedi.

Amentüsü zaten arka cebindeydi.

“Onu, bunu geçin, hepimiz kardeşiz, insanız,“ deyip durdu.

Karşısındaki insan olsa bari.

“Ümmet birliği, halkların kardeşliği,“ burada joker görevi gördü.

Onun, bunun “Kürd’ü“ olmayı yeğledi.  

Her şey oldu ama bir türlü kendisi(Kürd) olmak istemedi.

Sürekli kendini birileriyle ifade etti.

Kendisini birlikte ifade ettiği “büyük abı“ oldu, O, küçük kardeş olmayı seçti.

Fakat, “büyük abı“ dedikleri onu kardeş kabul etmediği gibi varlığını inkar etti.

Bu bile Kürd’ü kendine getiremedi.

Kürd’ün kendine gelmesi için büyük bir şok geçirmesi gerekiyor.

Bir Godo’ya ihtiyaç duyuluyor.

Nerdesin ey Godo, ses ver.

Yoksa yanıbaşımızda mı?

O kim ki acaba?

6 Temmuz 2018