59D706D4-8F84-4196-808E-EC6130DA92BF

Hasan H. Yıldırım & Hussein Erkan

Sovyet Blok’unun dağılmasıyla dünya dengesi değişti. Eski dostlar, eski müttefikler düşman kesilirken, eski düşmanlar dost oluverdi. Devlet çıkarları bunu öngördü. Konumuz Türkiye.

Türkiye, bilindiği üzere NATO üyesi ve Batı Blok’un stratejik müttefiğiydi. Çıkarı bunu öngörüyordu. Fakat ABD’nin uygulamaya koyduğu GOP (Büyük Orta Doğu Projesi) ile Türkiye politika değişimine gitti. Her geçen gün Batı Blok’undan uzaklaştı, Avrasyacılara yaklaştı. Şu an Batı Blok’u ile var olan ilişkileri eskiden kalma karşılıklı bağımlılık ilişkisinin ötesinde değildir. Bu da, her geçen gün aşınıyor. Siyaseten zaten kopmuş durumdadır. Batı’nın ve özelikle ABD’nin tüm çabalarına rağmen Türkiye’yi Avrasyacılara kaptırmayı engeleyemedi. Hala da tam olarak kaybetmek istememekte, altan almakta, idare etmeye çalışmaktadır.

Fakat Türkiye, Batı’nın ve Özelikle ABD politikalarının kendi geleceği için çok tehlikeli görüyor. Bu politika ile Kürdler devletleşiyor sonucuna varıyor. Haksızda sayılmazlar. İşin gerçeğide budur. Bu nedenle ABD’den uzaklaşıyor, Avrasya dünyasında kendine yer bulmaya çalışıyor. Orada aradığını bulur mu, bulamaz mı süreç gösterecek ama Batı Blok’dan umudunu kesmiş bulunuyor. Bu nedenle elinden geldiğince ABD’nin Orta Doğu politikalarını boşa çıkarmak için ne gerekiyorsa ona baş vurmaktan çekinmiyor. Bu durum öyle bir seviyeye vardırıldı ki ABD’nin “artık yeter,“ dediği bir duruma evrilmeye ve Türkiye’ye karşı baskılarını sertleştirmeye başladı. Şu an aralarında yaşanan papaz Brunson meselesi bu hesaplaşmanın sadece önemsiz bir halkasıdır. Bu hesaplaşmanın esas nedeni İran’a karşı alınan farklı politik tutumdur ve papaz Brunson burada kullanılan bir kozdur.

Daha evvel defalarca dile getirdiğimiz gibi ABD, GOP’ni uygularken önceliklerine göre hareket ettiğidir. Bugünkü önceliği İran’ın dıştaki kol ve ayaklarını kırmak, onu devlet sınırlarına hapsetmek, orda artık iç isyanla mı, dış askeri müdahaleyle mi, yoksa her iki kozu eş güdümlü kullanarak mı ama her halükarda mevcut Molla Rejimi’ni yıkmaktır. Bunun için şu an yoğun bir ekonomik ambargo ile cezalandırmaya gitmektedir. Başarılı olması için bu yaptırımları destekleyecek müttefiklere ihtiyaçı vardır. Bu nedenle gitmediği ülke bırakılmadı. Gittiği bu ülkelerin başında Türkiye’de gelmektedir. Fakat Türkiye’de umduğunu bulamadı. Daha ötesi ABD’nin bu hamlesinin başarısız olması için Türkiye çok çaba sarfediyor. ABD’nin tüm çabaları bunu değiştirmeye yetmedi.

ABD ile Türkiye arasında yaşanan sorun sadece İran’a ilişkin izlenen politika farklığıyla izah edilemez. 1.Körfez Savaşı’ndan bugüne aralarındaki politik farklılık giderek derinleşerek bugüne geldi. Birçok konu da hesaplaşmaya gidildi. Irak operasyonunda ABD askerlerinin Türkiye üzerinde Irak’a girişine izin verilmemesi. ABD’nin Süleymaniye’de Türk askerlerin başına çuval geçirmesi. Zarap ve banka müdürlerinin yargılanması. ABD yanlısı güçlerin Türkiye mevcut yönetimi tarafından tasfiyesi ile ve bunun gibi karşılıklı hesaplaşmalar yaşandı. Irak, Suriye, Kürdistan’ın Güney ve Güneybatı politikaları ile Türkiye ile ABD arasında çözümü zor olan uçurumlar oluştu. Bugün İran’a karşı duruştada aralarında zıt bir politik duruş sergileniyor.

ABD’nin Türkiye ile arasında “artık yeter,“ dediği bir durum yaşanıyor. İran’a karşı uygulamaya koyduğu yaptırımların bir benzerini Türkiye’ye uygulamak için çekmecede bekletiliyor. Uygulamaya koymak için fazla zaman kalmadı. Kısa sürede ABD, Türkiye’ye karşı ağır yaptırımlara gideceği sinyalleri verdi bile. Bu durumda Türk ekonomisi felç olmayla karşı karşıya kalacaktır. Aynı akibete Rusya’da uğrayacaktır. Her ne kadar Trump-Putin görüşmesiyle birçok konu da prensipte anlaşsalarda temel konular üzerinde hala bir anlaşma söz konusu değildir. Orta Doğu politikaları çatışır haldedir. Bu gidişle serleşme süreci başlayacaktır. İlk etapta başta ekonomik yaptırımlar olmak üzere ABD’nin elinde Rusya’ya karşı kullanacakları birçok kozları mevcuttur. ABD, mevcut yönetimiyle bunu uygulamaktan kaçınmayacaktır. Bu konu da ciddidir. Anlaşılan Orta Doğu’da sular ısınıyor.

Musallah taşına kim yatacak derseniz bu ABD olmayacaktır. ABD, dünya gücüdür, her halükarda kazanan o olacaktır. Kimi çevreler, “ABD, Irak ve Suriye’de“ yenildi derselerde bu gerçeği ifade etmiyor. GOP emin adımlarla devam ediyor. ABD’nin zorlukları vardır ama aşamayacağı bir engelde yoktur. Bu da, zaman meselesidir. ABD kazanacaktır. Onunla birlikte Kürd milleti de kazanacaktır.

10 Ağustos 2018