59D706D4-8F84-4196-808E-EC6130DA92BF

Hasan H. Yıldırım & Hussein Erkan

ABD, tarafından uygulamaya konulan GOP (Genişletilmiş Orta Doğu Projesi) Barak Obama döneminde kesintiye uğradı. Bu, ABD’ye büyük sorunlar yarattı. Onun yerine geçen Donald Trump, Obama dönemindeki enkazı kaldırmakla uzun süre uğraştı. Ekibini kurdu ve GOP’a yeniden işlerlik kazandırdı. Şu an tüm hızıyla uygulamada. Orta Doğu’yu yeniden dizayen etme uğraşı büyük bir kararlılıkla sürmektedir. Suriye’de mevcut güçler arasında ayrışma sağlandı. Her aktör –Kürdler, Sunni Araplar ve Nuseyriler- hem birbirleriyle ve hemde hakim oldukları bölgelerde hakimiyet mücadelesi veriyorlar. Sonuçta her gücün bir diğerini kabul edeceği yeni bir statüko kurulması sağlanacaktır. Bu konu da taraflar bu zemine gelmiş durumdadırlar.

Şu an hedefte İran ve Türkiye var. Birinci öncelik İran olsa da Türkiye’ye karşıda siyasi, diplomasi, ekonomik ve askeri yaptırımlara hız verildi. ABD, her iki ülkeye karşı savaşı tırmandırmaktadır. İran yönetimini al aşağı hedeflenirken, şu an Türkiye’ye karşı sadece içten çökeltme programını uygulanmaktadır.

Trump; ”İran’la ticaret yapan bizimle yapamaz, yaptırım kapsamına girer,” diyerek birkaç ay önce İran’a karşı geniş çaplı bir ekonomik yaptırım başlattı. İkincisi, Kasım ayında devreye girecektir.

Trump’un bu çıkışı birçok devleti şoke etti. Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık misali. ABD ile ters düşmenin bedelini bilenler bu karar karşısında şaşırıp kaldı. Çünkü ABD’ye tavır almak öyle kolay bir iş değildir. Fakat birçok devlet çıkarları gereği açıkça buna uymayacaklarını belirtirken kimide “İran ile ticaret yapan şirketlerimizin çıkarını savunmak görevimizdir,“ demekte cılız bir itirazda bulundu.

Bunu en çok yapan Avrupalı devletler oldu. Orta Doğu’da büyük çıkarları vardır. Ortada milyarlara varan bir ticaret söz konusudur. Ki sistemleriyle bir problemleride yoktur. Çünkü kendi eserleridir. ABD’nin Orta Doğu’ya müdahalesiyle bölge sömürgeci devletlerin olduğu gibi 1.Dünya savaşı sonrası Avrupa tarafından Orta Doğu’ya verilen statükoda çıkarı olan tüm devletlerin planını bozdu. Planı bozulanlardan birileride Avrupalı devletlerdir.

ABD’nin “ya biz, ya İran“ demesi üzerine Avrupalı devletler tarafından ABD’nin İran’a karşı uygulamaya koyduğu yaptırımların Avrupa üzerindeki etkisini bloke etmeye yönelik ortak bir protokol imzalandı. Bunun üzerine ABD’nin Londra Büyükelçisi Woody Johnson, İngiltere şahsında Avrupalıları tehdit etti.

“Başkan açıkça belirtmişti. İran’daki ticari çıkarlarını küresel faydanın önüne koyacak olanlar, ABD ile yaptıkları ticarette ciddi sonuçlara katlanma riskini alacaklar… Ya İran’la iş yapmaya son verirsiniz ya da ABD ile ticaretinizde vahim sonuçlarına katlanırsınız,” dedi.

Artık buna ültimatum mu, yoksa tehdit mi dersiniz ama herkes bununla ciddi olarak uyarılmış olundu. Yandı Avrupa! Sadece Avrupa değil, İran ve Türkiye ile ticari ilişkileri olan herkes.

ABD, İran’a karşı bu hamleyle birlikte İran’ın önüne ev ödevinide koydu. “Ya bunları yaparsın, ya da sonun Saddam Hüseyin olur,“ dedi.

Bu konu da ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Televizyonlara bir açıklamada bulundu. İran ile müzakerelerin ön şartlarını açıkladı. Belli başlıları şunlardır. 1-İran nükleer programını durdurmalı. Nükleer tesisleri uluslararası kurumlara açmalı. Nükleer silah üretmekten tamamen vaz geçmelidir. 2-Füze geliştirme sistemini tamamen durdurmalıdır. 3-Hizbullah ve Hamas terör örgütlerini desteklemekten vaz geçmelidir. 4-Yemen’deki Husi teröristlerini desteklemekten vaz geçmeli ve Yemen’den elini, ayağını çekmelidir. 5- İran, dış terör örgütlerini eğiterek destekleyen Supai Quds gücünü lağv etmelidir. 6-İran, Suriye’den çekilmelidir. 7-İran, Irak’ta oluşturduğu Heşbi Şebi gibi milis güçlerden desteğini çekmeli ve Irak içişlerine müdahaleyi bırakmalıdır. 8-İran, İsrail’e karşı tehdidi bırakmalı ve İsrail’in güvenliğine tehdit oluşturmamalıdır. 9-Komşuları ve de Suudi Arabistan’a karşı tehditlerden vaz geçmelidir… vs. birçok konuda İran uyarıldı.

İran, buna uyacak mı? Kuşkusuz hayır! İran buna direnecektir. Sonuçta ABD ile askeri olarak karşı karşıya gelecektir. Molla rejimin akibeti tıpkı Saddam Hüseyin gibi olacaktır. Pek yakın bir zamanda. ABD, bu konu da kararlıdır.

ABD, Türkiye’ye karşıda harekete geçti. Tüm uyarılarına rağmen Türkiye, ABD’nin uygulamaya koyduğu GOP’ni boşa çıkarmaktan vaz geçiremedi. Bu nedenle Türkiye’ye karşıda yaptırım hamlesini başlattı. ABD, finans kuruluşlarına Türkiye’ye kredi ve finansman destek verilmemesi için karar aldı. Bilindiği gibi dünyadaki en önemli finans kuruluşları ABD’nin kontrolündedir. Bu politika ile Türkiye ekonomik olarak iflaza sürüklemeyi, halkı sistemle karşı karşıya getirmeyi hedeflemektedir. İçten çökeltmeye çalışmaktadır. İkincisi, ABD senatosunun Türkiye’ye karşı aldığı kararı Donald Trump tarafından imzalandı. Bu karara göre F-35 uçakları dahil ileri teknoloji silahların Türkiye’ye verilmesi donduruldu.

Tüm bu olup bitenleri neye yorumlamak gerekir?

“Türkiye batı kampındadır,“ “Türkiye NATO üyesidir,“ “Türkiye ile batının çıkarları birdir,“ “Türkiye bir yolunu bulur, batı ile anlaşır,“ “Türkiye ile batı kapışmaz,“ vs. ABD’nin Türkiye’ye karşı uygulamaya koyduğu bu son yaptırımlara kadar savunulan içi boş tezlerdi. Aslında bu tezlerin içi boş olduğu Sovyet Blok’un dağılması sonrası ve 1.Körfez savaşından beri ortadaydı. Kimi birey ve çevreler, bunu algılayamadı. Soğuk savaş döneminde kalma zihinlerde bıraktığı izler nedeniyle sadece eskimiş ezber tekrarlandı duruldu. Halada bu ezber kimi birey ve çevrelerin zihin kodlarını oluşturmaktadır. Sorun sadece bundan ibaret değildir. Kimi de bu tezlere sarılarak “ABD, Kürdleri kullanıyor,“ “ABD, Kürdleri yarı yolda bırakacak,“ “ABD, Kürdleri sattı, satacak,“ gibi savlar ileri sürülerek ABD ile Kürdler arasında güvensizlik yaratmaya çalıştı ve hala da çalışılmaktadır.

Bu tür savların ayakları yere basmıyor. Ki bu savların çoğuda Kürd millet düşmanların mutfağında pişirilen ve servis edilen savlardır. Ne yazık ki bu içi boş savlara inanan Kürd çevreleride az değidir. Süreci doğru okumamanın sonucudur, bu. Ki bu çevreler kendini bir türlü eskimiş ezberlerden kurtaramıyor. Eskiye takılıp kalınıyor. Bu nedenle süreci kendi mantığıyla süzgeçten geçirmeyi denemiyor. Tuturmuşlar “anti-emperyalizm,“ “ABD kötüdür,“ deyip duruyorlar. Bu tavırlarıyla düşmanın zeminine kayıyorlar.

Dikkat edilsin. ABD, Orta Doğu’ya müdahale etmeden kimsenin ve hele Kürd millet düşmanlarının ne emperyalizmle, ne ABD ile bir sorunları yoktu. Ama ne zaman ki ABD, Orta Doğu’ya müdahale etmeye başladı sömürgecilerimiz için ölüm kalım çanları çalındı. Sebebi ABD’nin kendi devletlerine yönelmesidir. Bunu kendi beka sorunu, yani varlık- yokluk meselesi yaptılar. Bu nedenle ABD’nin Orta Doğu politikasını boşa çıkarmak için ellerinden geleni yaptılar ve de yapıyorlar.

ABD, sömürgecilerimize yönelirken kazanan Kürdler oldu. Sömürgecilerimiz gerilerken, Kürdler mevzi kazandılar. Kürdistan’ın Güneyi ve Güneybaısı’ndaki kazanımlar bunun sonucu elde edildi. Kürdler bunu bile bilince çıkarmadı. Süreç henüz bitmiş değildir. ABD, İran’ı hedef tahtasına koymuştur. Her halükarda Molla rejimini tasfiye edecektir. İran baştan aşağı dizayen edilecektir. İşte burada Kürdistan’ın Doğusu bir statüye kavuşacaktır. En son olarak sıra Türkiye’ye gelecek ve Kürd/Kürdistan sorunu bir bütün olarak burada çözülmüş olacaktır. GOP, bunu öngörmektedir.

ABD Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, yaptığı bir söyleyişte; “Türkiye GOP’un uygulama alanındadır,“ dedi.

Bu, ne anlama gelmektedir? Kürdler bunu bilince çıkarmalıdır. Bununla demek istenen GOP’nın kapsam alanınına işaret edilmesidir. Burada soru şudur: “Türkiye GOP’un uygulama alanındadır,“ ne demektir? Bunun anlamı şudur. Türkiye, Yugoslavyalaşacak, Iraklaşacak, Suriyeleşecek, İranlaşacaktır. Bu kötü mü? Düşman bir tarafa Kürdler buna kötü diyebilir mi? Dememelidir! Yüzyıllardır yapamadığımızı ABD yapıyor. Bırakın yapsınlar.

Burada bir yanlışa düşmemek gerekir. Olağanüstü bir durum yaşanmadıkça şu an ABD, Türkiye ile askeri bir hesaplaşmaya girmeyecektir. Şimdilik böyle bir programı yoktur. Ama bu süreçte siyasi, diplomatik, askeri ve ekonomik ambargolarla Türkiye’yi zora sokacaktır. Ekonomilerini iflaza sürükleyecektir. Halkı ile sistemi karşı karşıya getirmeye çalışacaktır. Bunun geri dönüşü yoktur.

Bugünden sonra Türkiye’nin ABD ile anlaşması zordur. Kürdler görmesede Türkler, GOP kapsam alanında olduklarını biliyorlar. ABD ile zaten bu konuda restleşiyorlar. Bu konu da bir uzlaşı olmayacaktır. Aralarındaki açı giderek açılacaktır. Uzlaşı Türkiye’nin GOP gereği bazı adımları atmasını gerektiriyor. O da, Türkiye açısından mümkün görünmüyor. Çünkü GOP’nı kendisi için varlık-yokluk meselesi olarak görüyor. Her sömürgeci diktatörlük gibi Türkiye’nin yapacağı tek şey var. O da, ABD’ye karşı direnmektir. Tıpkı Yugoslavya, Romanya, Afganistan, Libya, Irak, İran ve Mısır’da olduğu gibi. Bu da, onların akibetine uğrama anlamına geliyor. Bu süreç yaşanacaktır. Bu da, zaman meselesidir.

Bu arada esas sorun Kürdistan’ın Kuzeyi’nde çözülecektir. Bu, peşi sıra büyük bir katliamada yol açacaktır. Bu olmadan da Kürdistan kurtulmayacaktır. Dünyanın her yerinde sorunlar çözülürken olan biten budur. Kürdler, sömürgeci sistemlerden kurtulurken büyük bir soykırımdan geçeceklerini bilmelidirler. Ona göre hesaplarını yapmalıdırlar. Çünkü karşılarında soykırım suçuna mahkum barbar bir sistem var. “Tek bir çakıltaşı vermeyiz“ diyen pireyle beraber yorgan yakan bir zihniyet sahibi barbarlar var. Kürdler, alnının akıyla bu badireyide aşacaktır.

Gelişmeler umduğumuzun ötesinde iyidir. Yalnız burada bir sorun vardır. Ortada Kürd milli siyaseti ve milli birliği yoktur. Sıkıntı buradadır. Kürd siyaseti bir an önce bunu aşmalıdır. Öldürüyoruz, ölüyoruz ama ne istiyoruz bilmiyoruz. Fakat bizim milletçe bir hedefimiz olmalıdır. O hedefte millet; olmamızdan kaynaklı bağımsızlık hakkıdır.

Bakınız! Kürdlerin ayağına bir şans gelmiştir. Eğer onu kullanabilirlerse kazanmamak için hiçbir neden yoktur. Kürdistan’ın Güneybatısında (Rojava) olduğu gibi. Kürdistan’ın Doğusu’da bu yoldadır. PJAK’ın milli birlik çağrısı çok olumludur. İran karşıtı ve ABD’nin İran’a yönelik politikasına uyumludur. Bu kazandırır. Ha bu arada koru anti-ABD’den uzak durmak lazım. ABD bizim için bir şanstır. Şu an İran ve Türkiye’ye karşı duruşu mükemmeldir. Bu duruş şaka değil, ciddidir. İran’a karşı tavrı açıktır. Türkiye ilede arasındaki açı giderek açılıyor. Gelişmeler lehimizedir. Biraz zaman gerekecek. Sabırlı ve hazırlıklı olmak gerekir.

ABD’nin öncelikleri var. Orta Doğu’da çözmek istediği sadece Kürd/Kürdistan sorunu değildir. Bir bütün olarak Orta Doğu’yu dizayen etmeye çalışıyor. Bu da, Orta Doğu’da çıkarı olan tüm devletlerin duvarına çarpıyor. Hata müttefiği Avrupa’nın bile. ABD’nin işi kolay değil ama biz başaracağına inanıyoruz. O kazanırken bizde kazanacağız diye düşünüyoruz. Haydi hayırlısı!

15 Ağustos 2018