Hasan H.Yıldırım: “ÜÇLÜ BLOK“ KARŞITLARINA MESAJ VERDİ!


 

E4292B5C-02CA-4C17-A9FA-A9F0CCF93B79

İran sömürgeci devleti, aynı günde üç Kürd gençini astı. Bugünde bir başka Kürd’ü. Kürdistan’ın Güneyi’nde Rojhilat Kürdistan’ın politik güçleri olan HDK ve PDK-İ karargahlarını füzelerle vurarak 16 Kürdistanlı yurtseveri katledip 40 civarının da yaralanmasına yol açtı. Katledilenlerden 6 tanesi Merkez Komite üyesi olan kadrolardır.

Bu saldırının Rusya-İran-Türkiye arasında gerçekleşen Tahran Zirvesi’nin hemen sonrasında gerçekleştirilmiş olması manidardır. Belli ki Rusya’nın himayesinde Kürd güçlerine saldırılarak Kürdistan Milli Kurtuluş Mücadelesini boğmanın ve bunun üzerinden ABD stratejisine de darbe indirileceğinin hesabı yapıldı.

Kürdler, bugün Orta Doğu’da en dinamik güçtür. Sömürgecilerimizin korkulu rüyaları ve kendi varlık, yokluk nedeni saydığı güçtür. Bu nedenle kendi varlıklarını sürdürmenin yolunu Kürd milli hareketini ne pahasına olursa olsun yok etmekten görüyorlar. Bunun içinde soykırım dahil her türlü insanlık dışı yönteme baş vurmayı politika edinmiş bulunuyorlar.

ABD öncülüğünde Koalisyon Güçlerin olası bir İran müdahalesinde Kürdlerin önünü kesmeye çalışan İran, Irak ‘taki varlığına yönelinmesine de Kürdleri katlederek cevap veriyor. Yaptığı idamlarla da tam bir pasifikasyon yaratmayı amaçlıyor.

Başurê Kürdistan Yönetimi, bu pervasız saldırıya karşı ulusal bir tavır geliştirememesi ve parçalı bölüklü ‘detanteli’ açıklamalarla Mahabat’ın çocuklarının hunharca katledilmelerini adeta mazeretlendirmeleri, bu saldırıyı tolore edici demeçleri son derece vahimdir.

Onlarca yıl Rojhilat Kürdistanı’nda konumlanmış Başurê Kürdistanlı güçlerin; “Başurê Kürdistan topraklarının Rojhilat kuvvetleri tarafından kullanılmasının bu saldırılara vesile olduğu” kabilinden açıklamaları utanç vericidir.

İran Molla Rejimi’nin, cumartesi günü Köysancak’taki HDK ve PDK-İ karargahına saldırısı yönetimin toplantı halinde oluşu sırasında gerçekleştirilmesi dikkat çekicidir. Dikkat çeken bir başka yanı saldırının Rusya, İran ve Türkiye’nin Tahran toplantısına denk getirilmesidir. Üçlünün ortak bir kararı olduğu tartışılmazdır. Yanı sıra duruma bakılırsa uzun süreden beri hazırlanmış bir eylem olduğu gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bu şu demektir. Bir alt yapı hazırlığın yapıldığıdır. İç ihaneten yararlandığıdır. Kendi içinde mi, yoksa Irak-PDK veya YNK’den mi kaynaklandığı henüz ortaya çıkmış değildir. Elimizde bazı ip uçları olsada şimdilik bunları dile getirmek erkendir. Ama hiçbir şey karanlıkta kalmaz. Sonuçta kimin yardımı ile olduğu er veya geç ortaya çıkacaktır.

Saldırı karadan karaya kullanılan füzelerle vuruldu. Saldırıda ayrıca insansız hava araçlarıda yer aldı. Kimi iddialara göre Türkiye’nin olayda rol aldığıdır. Zaten saldırının Tahran Toplantısı’na denk getirilmesi üçlü blok’un kendi karşıtlarına verdikleri sert bir mesaj özeliği taşımaktadır. Bir taraftan idamlarla, füze saldırılarıyla Kürdlere korku salmayı hedeflerken, Hewler Hükümeti’nede “çantada kekliksin“ mesajı verildi. Hewler İktidarı, buna panik havasında cevaplamaktan gecikmedi. İran saldırısını Rojhilat siyasi hareketlerin İran’a silahlı saldırısına bağlayarak İran’ın “meşru müdafa hakkıdır,“ ile mühürledi. Böylelikle “ulusal damar“(!)lığını bir kez daha ortaya koydu.

Hewler İktidarı, ne ederse etsin İran Molla Rejimin yıkılışını önleyemez. Kuşkumuz yok ki İran rejimi, Saddam rejiminin akıbetine uğrayacaktır.

Uluslararası müdahalenin yakınlaştığı bir dönemde Kürdlere saldırarak kendini kurtaracağını düşünen bu insanlık dışı İran Molla Rejimi’nin katliamlarının bedelini ödeyeceği günler yakındır.

Kürd milleti ve öncüleri birlik ve dayanışma ruhuyla hareket ederek bu kritik dönemde şehitlerinin anısına yaraşır bir tutum almalıdırlar.

Bu alçakça saldırı sonucu hayatını kaybeden insanlarımızı minnetle anıyor, yaralılarımıza şifa diliyoruz.

Yakınlarının, yoldaşlarının ve Kürd milletinin başı sağolsun…

Yaşasın Bağımsız Birleşik Demokratik Kürdistan!

10 Eylül 2018

KAWA HAREKETİ