Kadir DAĞHAN YAZDI: VARLIĞIM BENİMDİR.


B1D232EA-9AF0-4A05-A94C-EE50D614CDAE

Kadir DAĞHAN

Yıllarca varlığımı başkasının varlığına armağan ve inkâr ederek, en acımasız uygulamalarla yaşamımı zehir eden zihniyet yeniden hortlatılmaya çalışılıyor. Aslında uygulamalar da hep vardı. Teorik olarak kaldırılmıştı sadece.

Kendi adıma dünyanın en aşağılık uygulamalarından birisi olarak kabul ettiğim “ andımız “ denen iğrençlikten bahsediyorum.
Bedenimde, ruhumda, zihnimde onarılmaz ve unutulmaz travmalar bırakan andımız.

“ Bu ülke de Türk olmayanların sadece susma ve köle olma hakları vardır.” Anlayışının pratiğe dönüştürülmesi olan ırkçı ve tekçiliğin adı olan andımız. Beş yıl önce kaldırıldığında umutlanmış, iyiye yormuş ve kim olduklarına bakmaksızın minnet duymuş, teşekkür etmiştim.

En azından asimilasyon ve inkârın bu ülkeye zarardan başka bir şey getirmediğinin anlaşılmış olabileceğine büyük hayal kırıklıkları yaşamış olsam da inanmıştım. İnanmak istemiştim. Yanılmışım. Karanlık kafalar pusudaymış.

Dün ( 09.09.2018 Pazar. Sayfa 4.) kendilerine Cumhuriyet Kadınları Derneği ( CKD ) adını vermiş bir grup, ırkçı andın okullarda tekrar uygulamaya konulması için çalışma başlatmışlar. Neden şimdi diye sormayacak, zamanlamasına da karışmayacağım.

Cumhuriyet kadınlarıyız, insanlarıyız diyerek Cumhuriyetçi olup olunmadığı tartışmalarına hiç girmeyeceğim. İsteyen istediği etiketi kendine yapıştırabilir.
Başkasına dayatmadıkları sürece sorun değil. Özgürlükleri olarak kabul ederim.
Müslümanım diyenler Müslüman, demokratım diyenler demokrat, laikim diyenler laik olsaydı zaten tartışılacak, kavga edecek bir durum söz konusu olmazdı.
Demekle olmuyor kısacası. Bir takım taraftarlığından bahsetmiyoruz çünkü.
Gazetenin yönetim ve anlayış değişikliğiyle ne kadar ilgilidir veya bir mesaj mıdır polemiği ile de ilgilenmiyorum.  Ancak gün itibarıyla artık gazetenin bir okuru değilim. Bu tür konular bana uzaktır her zaman.

Şöyle diyor CKD temsilcileri:

“ İmza masaları açacak ve topladığımız imzaları MEB’ye yollayarak milletimizin bu konuda ki talebini ortaya koyacağız. Tüm Türkiye’yi ‘Varlığım Türk Varlığına armağan olsun. Ne mutlu Türk’üm diyene ‘ nidalarıyla çınlatacağız ve dernek olarak bu talebi gerçekleştirinceye kadar sürekli eylemlilik içinde olacağız.” Ne denir bilemiyorum.

Bunların ön saflarda yer aldıkları 6-7 Eylülleri ve diğerlerini çok daha iyi görüyorum şimdi. Neden bu ülkenin tarihinde hep gözyaşı, kan ve ölüm olduğunu çok daha iyi anlıyorum.

Ancak bu ırkçı ve tekçi kafalara kendi adıma söyleyecek bir çift sözüm olacak:

Dilimle, adımla, kültürümle varlığım benimdir. Herkesin varlığının kendisine ait olduğu gibi. Adı Türkiye Cumhuriyeti olan yaşadığım ülke, sadece benim veya bir kesimin değil, üzerinde yaşayan herkesindir. Ve bu ülke birilerinin, birilerimizin değil hepimizindir.

Farklı kimlikler zenginliğimiz ortak kimliğimiz ise Türkiye Cumhuriyetidir.
Benim varlığımı yok sayanlar kendilerini de yok saydıklarını artık öğrenmiş olmalılar.

Kart- kurt, kuyruklu günler çok geride kaldı. Yeniden o karanlık inkârları hayal bile etmesinler. Ülkem hariç, varlığımı armağan edeceğim hiçbir varlık yoktur.
Varlığımı yok sayacak, kendine armağan etmeye zorlayacak olan kim olursa olsun vereceğim yanıt kendi adıma tek ve nettir. “ Varlığınız batsın. “ Eşit, özgür, inkârsız, yasaksız bir yaşamdan yana olan zelal yüreklerdır bu ülkenin ve yarınlarının umutlarıyla birlikte hepimizi bir arada yaşatacak olan. Tek değil tüm dillerden SELAM OLSUN onlara.