Tesli TÖRE YAZDI: RUSYA’NIN İDLİB PAZARLIĞIYLA ŞAM YÖNETİMİNİ DEĞİL AMA KUZEY SURİYE YÖNETİMİNİ ERDOĞAN’A PEŞKEŞ ÇEKECEĞİ ANLAŞILDI


D7684B54-2457-4021-BEC3-82D9B948FF2A

Dünkü yazımızda ironik olarak Fransa’nın Hatay’ı Türkiye‘ye bıraktığı gibi Rusya’nın da İdlib’i, El Bab’ı, Cerablus ve Afrin’i Türkiye’ye bırakıp bırakmayacağı konusu üzerinde durmuştuk. Yapması olanaksız olmasa da zor olduğunu belirtmiştik. O zorluktan dolayı Rusya Şam yönetimini değil, kuzey Suriye yönetimini Erdoğan’a peşkeş çektiği ortaya çıktı. Erdoğan‘ın sözcüsü İbrahim Kalın’ın açıklamasında net olarak belirttiği gibi Rusya İdlib’i, El Bab’ı, Afrin’i Türkiye’den alacak ama bunlara karşın Fırat’ın doğusunu Erdoğan’ın hava sahasını açarak Kürtleri ve Kuzey Suriyelileri Erdoğan’ın insafına bırakacak. İnsafına derken insafsızlığına, acımasızlığına, ahlaksızlığına bırakacak demek istiyorum. Ama Fırat’ın doğusunda sadece Kürtler ve Araplar yoktur, ABD de var. Erdoğan bunu bildiği için İbrahim Kalın’ın basın açıklamasında söz konusu ettiği gibi heyetiyle birlikte ABD’ye gidecek ve orada dört beş gün kalacaklar. Erdoğan çeşitli tavizlerle Rusya’yı yanına çektiği gibi ABD’yi de yanına çekerek Rojova devrimini onu yapanlarla birlikte ezmek istiyor.

Ama belirtmek gerekir ki Kürtler özellikle Rojova Kürtleri ne yüz yıl öncesinin Kürtleri ne de otuz kırk yıldır kendini yenileyemeyen, yeni yöntemler geliştiremeyen Kürt dinamizmi gibilerdir. Rojova devrimi Kürtlere bölge insanlarına ve bir bütün olarak insanlığa demokratik ulus kuramı ile bölge halklarına ve insanlığa bir proje önermiş durumdalar. Önerilmiş olan demokratik ulus projesi hem bölgede hem de dünya çapında tedrici bir şekilde de olsa kendine yeni bir alan açıyor. Bununla birlikte Rojova devrimi Kürt diplomasisi için de çok önemli bir diplomatik alan da yarattı. Kobane’nin insanlık düşmanı İŞID tarafından işgal edilmesi Kürt ulusunun söz konusu işgal karşısında inanılmaz bir direniş sağlaması bir bütün olarak insanlığı derinden etkiledi. Kürt ulusunun Rojova‘da insanlık adına insanlık düşmanı IŞİD’e karşı yürütmüş olduğu mücadelede ile bütün insanlığın güvenini kazandı, kendisine insan toplumu arasında son derece önemli bir yer edindi.

Bu arada ABD gibi tarihi insanlık düşmanlıklarıyla dolu esasında Kürt halkının da dostu olmayan Amerikan emperyalizminin ilgisini de çekti. O nedenle Kürt ulusuna İşid’e karşı ilk yardımı da ABD yaptı. ABD’den sonra İngiliz İşçi Partisi’nin kararıyla İngiltere heyetleri de Rojova’yı kuzey Suriye’yi gezerek, dinleyerek tabanda dostluklar kalıcı değerler yarattılar. Buna benzer şeyleri Fransa da yaptı Kürt ulusunun evlatlarını kadınlı erkekli gerilla kıyafetli Elysee sarayında karşıladı ve akabinde Kürtleri ve Kuzey Suriye’yi koruma kararı aldığını dünyaya duyurdu. Daha önce de belirttiğim gibi ABD güvenilmez emperyalist bir devlettir. Ama onların kendi deyimiyle devletlerin dostluğu değil çıkarları söz konusudur. Bu bağlamda ABD‘nin dostluğuna değil, çıkarına güvenmek gerektiğini vurgulamak lazım. ABD‘nin kuzey Suriye’de ve Kürt ulusuyla çıkarları söz konusuysa ABD’nin kendi çıkarları için kuzey Suriye’ye gerekeni yapacağına kuşku yoktur.

Çıkar ilişkileri ne zaman sona ererse çekip gideceği de şüphesiz. Peki ABD’nin kuzey Suriye’de ne gibi çıkarları var veya olabilir? ABD‘nin Kuzey Suriye‘nin yer üstü ve yer altı kaynaklarından ne kadar yararlanacağını bilmiyoruz. Kuzey Suriye’de çıkan petrole ikna olur mu onu kalıca bir çıkar olarak görür mü belli değil. Ama siyasi planda İrail’in güvenliği ve İran’la ilişkilerinden dolayı İran’ın bölgede yayılmasını önlemek amacıyla kuzey Suriye de kalıcılaşmayı düşünebilir. Bunun yanında Fransa ve İngiltere’de iktidarın eşiğine kadar gelmiş olan işçi partisinin kuzey Suriye’ye yönelik ilgisi devam ederse Erdoğan Türkiye’sinin kuzey Suriye ve Fırat’ın doğusunda manevra alanı ve kafasında taşıdığı ’’koridor yaratma’’ planını hayata geçirme fırsatı bulamaz.

Dolayısıyla ‘’gelir terörü ezer geçeriz’’ gibisinden beylik lafları da yanına kalır. Belirtmem gerekir ki kuzey Suriye örgütlenmesi sadece uluslararası planda kendine yer edinmiyor aynı zamanda Suriye içinde de çok önemli siyasi ve örgütsel konum oluşturuyor. Örneğin: Afrin Türkiye den Suriye’ye devredilse dahi organize örgütlü bir toplum olarak kalacaktır. Kalmaya devam edecektir çünkü Afrin halkı organize ideolojik politik bakımdan yetkinleşerek kemikleşmiş toplum konumundadır.

Demokratik ulus etrafında organize olmuş olan Afrin halkı demirden bir leblebi konumundadır. Suriye Şam yönetimi onu yutmaya çalışsa bile eritemez demir bir leblebi gibi midesinde kalmaya devam eder aynı şey Halep içinde geçerlidir. Halep Kürtleri de demokratik ulus kuramı ekseninde organize olmuş kendi yapılanmasını yaratmış elinde silahı ile Suriye düşmanlarına karşı sonuna kadar mücadele etmiştir. Mücadelesini sadece Kürtlere değil Araplara da kabul ettirmiştir. Arap halkı Kürt halkına derinden minnet duymuş ve güven bağlamıştır. Bu söylediklerim Şam’daki E Krat mahallesinde yaşayan Kürtler için de geçerlidir. E Krat mahallesinin Kürtleri Suriye halklarıyla birlikte (Ermeni ,Süryani, Arap ,Türkmen vb) ile birlikte Suriye’nin düşmanlarına karşı amansız bir mücadele verdiler. Bir çok alanda Kürt savaşçılarla Suriye ordusu birlikte omuz omuza savaştılar. Şam’ın E Krat Kürtleri de organize Kürtlerdir bir ideolojiye, politik felsefe ve kurama sahiplerdir. Bunlarda Kürt oldukları kadar devrimci ilerici halkçıdırlar. Suriye halkıyla hiçbir sorunları yoktur tek sorunları geçmişte Baas partisi ve devletle olmuştur.

Bundan böyle aynı sorunlar yaşanır mı bilmiyoruz ama Suriye halkının bizzat savaş içinde Kürt halkıyla kaynaştığını dışarıya sızan haberlerden öğreniyoruz. Kürtlerin sahip olduğu dış dinamikler yani ABD, İngiltere ve Fransa gibi partnerler yanında Suriye‘nin iç dinamizmi içinde de Kürtler, Afrin, Şam, Halep örneklerinde verdiğimiz gibi Suriye içerisinde de birer adacık olarak varlar ve var olmaya devam edeceklerdir. Suriye yönetimi ne bunlara soykırım yaşatabilir ne de etnik bir temizlik yapabilir. Çünkü onlar hem Suriye’nin yerlileri hem de Suriye’yi ülkeleri olarak görmüş ,savunmuş , kanını canını vermiş insan topluluklarıdır. Bunlara yönetimin soykırım uygulaması ya da etnik bir temizlik yapması halkın büyük bir çoğunluğu tarafında olumlu karşılanmaz. Karşılanmaz çünkü Kürtler yurtlarını düşmana karşı canı gönülden savundu ve Suriye’nin kazanmış olduğu zafere önemli katkılar yaptı. Kuzey Suriye’nin kazanmış olduğu dış dinamikleri yani Fransa, ABD ,İngiltere gibi kendi çıkarları içinde olsa kuzey Suriye’ye destek olacak ülkelerle Kürt ulusunu Suriye içinde elde etmiş olduğu kazanımlar ve sözünü ettiğimiz dinamik güçlerle yan yana gelince kuzey Suriye’ nin sağlam bir zemin üzerinde durduğunu söyleyebiliriz.

Erdoğan’ın kurmaylarıyla birlikte ABD’ye gidip Rusya’yı etkiledikleri gibi ABD’yi de etkilemeye kalksalar kuzey Suriye yönetiminden bir şey kopartamazlar. Aslında ABD’yi etkilemeleri söz konusu olamayacaktır çünkü ABD ile köprüler çoktan atılmış durumda. İngiltere Fransa gibi aktörler bölgede etkinliklerini artırdıkça kuzey Suriye’ye yerleştikleri takdirde ABD aranmaz hale gelecektir. ABD‘nin Suriye’den ’’çıkarız çıkmayız ‘’gibisinden yarattığı ikircimlik esasında son günlerde Kuzey Suriye’ye vermiş olduğu askeri yardımla gereksiz bir tartışma olmaktan öteye bir anlam taşımıyor .Turmp’ ın dengesizliği ve tutarsızlığı Ortadoğuda temsilcilik yapmakta olan komutanlar tarafından boşa çıkartılıyor. Trump ‘’ayrıldık ayrılacağız’’ derken söz konusu komutanlar Kuzey Suriye’ye en ağır savaş silahlarını yerleştirmeye devam ediyorlar.

Trump’ın Erdoğan kadar dengesiz. Ama Erdoğan’ın Türkiye ye etki ettiği gibi ABD de etkili olamıyor. ABD yönetimi Trump’ı varlığı ile yokluğunu belirsiz hale getiriyor. Son söz olarak belirtecek olursam Rusya Erdoğan’la yapmış olduğu bu kahpece alış verişten ikinci bir Afganistan sendromu ile çıkacaktır. Evet görüldüğü kadarıyla en büyük zararı Erdoğan görecektir. Çünkü Erdoğan imha etmeyi düşündüğü Fırat’ın doğusuna bile yaklaşamayacaktır ama Erdoğan yenilgiye ve aldanmaya alışkındır. Bu sefer de ‘’Putin beni aldattı’’ deyip işin içinden çıkabilir. Belirtmem gerekir ki Kürt düşmanlığı sadece Erdoğan’ın Putin tarafından aldatılmış olmasını getirmeyecektir aynı zamanda Putin Rusya’sının da Afganistan sendromuna bir daha çekecektir. ABD hiçbir şansı yokken Kuzey Suriye’den kazançlı çıkacaktır. En iyi öğretmen olan zaman süreç içinde her şeyi daha da netleştirecektir.

Teslim TÖRE
23 Eylül 2018