Rusyalı DAİŞ üyesi kadın Imni Imrakanova, Türk askerlerinin, Suriye topraklarına geçerek çetelere katılmaları için sınır kapılarını açtıklarını söyledi. Imrakanova, Hecin’deki DAİŞ çetelerinin büyük bir korku içerisinde olduğunu da sözlerine ekledi.

 

B26F47A5-DA95-46EA-B555-C383A6FE79DD

EHMED SEMÎRÛDEY EL-EHMED / DÊRAZOR

4 yıl boyunca DAİŞ çeteleri arasında bulunan Rusyalı Imni Imrakanova, çok sayıda çete ile evlenmiş ve Um Emîna, Um İbrahim ve Um Cafer gibi isimler almıştı.

Aslen Dağıstanlı olan 25 yaşındaki Imni Imrakanova, Rusya’da bir hastanede hemşire olarak çalışırken, eşiyle birlikte Suriye’ye geçer ve DAİŞ çetelerine katılır.

QSD savaşçılarının, Cizre Fırtınası Hamlesi’nin son aşaması olan Terörü Sona Erdirme Savaşı’ndaki ilerleyişiyle beraber, üçüncü eşi olan Ebu Emîna ile birlikte QSD savaşçılarına teslim oldu.

Imni Imrakanova, ailesiyle birlikte şimdi Derazor’un doğusundaki Hecîn Kampı’nda kalıyor.

Rusya’dan Türkiye’ye

Imni Imrakanova, çetelere katılım hikayesini ANHA’ya anlattı ve şunları söyledi: “Yıl 2014’tü ben ve eşim Suriye’ye geldiğimizde. Eşimin Suriye’deki arkadaşları İslam dininden bahsediyorlardı ve Irak ile Şam’da hilafet kuracaklarını söylüyorlardı. Rusya’daydık ve uçakla Türkiye’ye geldik. Antep’te 4 gün kaldık. Kaldığımız yerde kadınlar ve erkeklerin yeri ayrıydı.”

‘Türkiye’den Suriye’ye 20 dakikada geçtik’

Türkiye’den Suriye’ye 20 dakikada geçiş yaptıklarını söyleyen Imrakanova, şöyle devam etti: “6 kadın ve birkaç erkek, DAİŞ’in ilan ettiği hilafete katılmak için Suriye’ye geçtik. Sınır üzerinde nöbet tutan Türk askerleri bize hiç zorluk çıkarmadı. Aksine geçişimizi kolaylaştırıp Cerablus’a gitmemizi sağladılar. Cerablus’tan sonra Girê Spî’ye, oradan da ‘hilafetin başkenti’ Reqa’ya geçtik. Reqa’da 2 yıl kaldım.”

QSD’nin Reqa’yı Özgürleştirme Hamlesi’ni ilanının ardından Imni Imrakanova, Irak’ın Kaim kentine geçer. Burada Irak ordusu ve uluslararası koalisyon güçlerinin yoğun saldırılarının ardından Suriye’ye geri döner ve Derazor’un El Bukemal bölgesinde kalır. Son olarak da Hecin beldesine yerleşir.

Imni Imrakanova, Suriye bulunduğu süre içinde 4 çete ile evlendi. İlk olarak Suriye’ye beraber geçtiği Dağıstanlı Ebu Cafer ile evlenir. Bu evlilikten 20 gün sonra Ebu Cafer, koalisyon uçaklarının saldırısında, Şedade’de öldürülür. Sonrasında bir diğer Dağıstanlı çete Ebu İbrahim ile evlenir. Ebu İbrahim adlı çetenin de Irak’ta öldürülmesinden sonra Ebu Emina adlı çete ile evlenir ve son olarak onunla beraber QSD’ye teslim olur.

Hayal ettiği hilafetin barış ve huzur içinde olacağını uman ancak tam tersi olduğunu, çetelerin internet sitelerinde iddia ettiği gibi olmadığını söyleyen Imrakanova, şunları söyledi: “Gerçek, umduğum gibi çıkmadı. DAİŞ’in bahsettiği hilafette öldürme, kafa kesme, haksızlık ve ahlaksızlık dışında başka bir şey görmedik. Siviller zulüm ediyorlar, ne isteseler onu yapıyorlardı. Bu yaklaşımları, gerçek İslam’dan uzaktı.”

Yabancı uyruklu çetelerin sayısının Suriyeli ve Iraklı çetelerden fazla olduğunu kaydeden Imni Imrakanova, 4 yıllık süreçte çoğunun öldürüldüğünü, bununla birlik çok sayıda yabancı uyruklu çetenin aileleriyle beraber Hecin beldesinde olduğunu belirtti.

Imni Imrakanova, QSD’ye neden teslim olduğunu da şu sözlerle anlattı: “Ben ve Ebu Emîna motosikletle Hecîn’den çıktık. Ebu Emîna, QSD’ye ulaşabileceğimiz yolu biliyordu. Bir noktaya ulaştık ve QSD’ye teslim olduk. Teslim olduk, çünkü DAİŞ kabusundan kurtulmak ve güvenli bir yere ulaşmak istiyordum.”

QSD savaşçılarının kendilerine iyi davrandıklarına dikkat çeken Imni Imrakanova, “Savaşçıların bize karşı davranışı, DAİŞ’in iddia ettiğinin aksine iyiydi. Onlara teslim olduğumuz zaman hiçbir hakaret ve kötü yaklaşım görmedik. Kısa birkaç sorunun ardından, ben ve eşimi soruşturmak için bir yere götürdüler ve bizi güvenlik güçlerine bırakarak Hecin Kampı’na gelmemizi sağladılar. Savaşçılar burada yeme, içme, her türlü ihtiyacımızı giderdi” dedi.

Imni Imrakanova, Hecin’de bulunan DAİŞ çetelerinin kötü durumda ve korku içinde olduğunu söyledi.